Oysa düşünmek her zaman acı veren ağır bir iştir...(C.A.)
“Aydınlık gökyüzünde yıldızları göremezsiniz...(J.S.)
Hissettiğini söyleme cesaretini gösterebilen, bu yüzden de çoğu zaman yalnız biri…
Önce dizisini izledim, sonra okumaya başladım kitabı. Keşke kitabın orijinalini okusaydım dedim okurken. Her zaman ki gibi hissettirdiklerini yazmaya çalışacağım. Öncelikle Jean Valjean’ın çoğu şeyi; kitabın sonunda Marius’un da dediği gibi onu bir Melek veya bir Aziz olarak kabullendiriyor. Çok sevmedim bu yönünü, çünkü bir ekmek için 19 yılını forsa olarak geçirten bir sistemde sırf Psikopos Bienvenu iyi davrandı diye hayatını insanlara adaması hiç hoşuma gitmedi. Hele ki her şeyi tırnakları ile kazıyan biri olarak. Marius’un bencilliği ve çıkarcılığından nefret ettim. En çok üzüldüğüm ise Eponine oldu. Marius onun sevgisini hiç hak etmedi. Onun için ölmesi bana çok koydu. İyilerin en büyük hatası hak etmeyene de iyilik yapması. Aşk gibi kutsal bir şey hak edene duyulmalı bence. Açıkçası kitabı beğenmedim. Belki diziyi izlediğim için, belki de Hugonun Türkler ve müslümanlar için sarfettiği nahoş cümlelerdi. Gavroche’yi tanıdığım için çok mutlu oldum. Küçücük bedeni ile İhtiyaç sahiplerine yardım etmesi. Bunu duysa sensin küçük derdi bana muhtemelen. Halkı için ölüme şarkı eşliğinde gitmesi. Onu çok sevdim, okuyacak olanların hepsi de çok sevecek diye düşünüyorum .
O güne dek sürekli evde kalmak isteyen ve “Baba, ben burada sizinle çok daha fazla eğleniyorum,”diyen Cosette’in artık sürekli olarak dışarı çıkmak istemesi, Jean Veljean’ın dikkatini çekti. Netice itibarıyla, onları göstermedikten sonra güzel bir fiziğinin ve hoş kıyafetlerinin olması neye yarardı ki?