Devlet toprakları, yüzbinlerce köylü topraksızlıktan kölelikten kurtulamazken, bu türlü yasalarla yağma edilip duruyordu. Kimindi bu suç? Dönüyor dolaşıyor yasa koyucuya dayanıyor, yani düşen iktidarın üstüne kalıyordu. Hak ile haksız ayrımında ölçü siyasal olup çıkıyordu. Şu halde bile bir insan, yargıç, avukat olarak değil, siyasal tutumuyla katılır ya da karşı çıkardı bir haksızlığa... Ne rezalet? diye düşündü, sen çiftçiyi topraklandıracağım diye işe başla, çiftçiye toprak bırakmayacak yasalar çıkararak başladığın işin sonunu getir.
... Neden bu yabancı sermayeye, petrol kaynaklarını, madenlerini peşkeş çekmeye hazır olduklarını bağır bağır bağırmaları? Neden kendilerine karşı gelenleri her türlü kararlarla susturmaya çalışmaları? Neden bu dünyanın en güçlü kapitalist devletiyle iç yüzünü kimsenin bilmediği anlaşmalar?
...
__Tarih bilgileri yok. Olsa da ne türlü değerlendirebileceklerini kestirebilecek değiller. Çünkü geçmişi, anmak istemedikleri, hem kendileri unutmak hem de çevrelerindekilere unutturmak istedikleri, kendi geçmişleri, yoksulluk günleri gibi kötü gözle görürler. Tiksinirler geçmişten. Tarih, geçmiş, yoksulluk, ezilmişlik demektir onlar için. Tarihi, ceplerinin para gördüğü, dolduğu günden başlatmak isterler.
__Çınarları kestire anlayış başka! Her şeyi paraya çevirme alışkanlığını iyice kapıp benimsemiş bir anlayış kestiriyor çınarları. Savaş içinde gelişen, son seçimlerde iktidarı ele geçiren, sonradan görme yeni zenginlerin işi bu...