Barış yıldız

Barış yıldız
@Fyodor36
ZİYARET ( çok yakında ) kitabının yazarı
insan anlaşılmadan düzeltilmeye çalışılınca, bozuk tarafına daha çok sarılıyor. Ben de sarıldım. Belki hıncımdan, belki gururumdan. Bana sürekli değişmem gerektiği söylendiği için, değişemeyişimi kimliğe dönüştürdüm belki. Bu da ayrı bir rezalet. İnsanın yarasını isyana çevirmesi. Kendisini bile bile zorlaştırması. Ama yaptım.( DİP:Barış yıldız)
Ben acımı sevmiyorum. Yalnızca onu benden söküp aldığınızda geriye ne kalacağını bilmiyorum. Tehlikeli olan da bu. İnsan bazen iyileşmek istemez değil iyileşirse kim olacağını kestiremez. Yara kapanınca yüzünün nasıl görüneceğini bilmeyenler vardır. Ben onlardanım. Uzun zamandır kendimi eksik yerlerimle tanıyorum. Tam olursam yabancılaşırım diye korkuyorum belki. Evet, bu hastalıklı. Evet, biliyorum. İnsan aklının en büyük laneti budur zaten neyin bozuk olduğunu görür, ama gördüğü şeyi düzeltmeye gücü yetmez.( Barış yıldız
Siz hâlâ bu memlekette çöken şeyin yalnızca ekonomi, yalnızca eğitim, yalnızca siyaset olduğunu sanıyorsunuz değil mi. Ne kadar da safça. Hayır efendim, çöken şey bunların hiçbiri değil yalnız
Sanki dünyaya birkaç ölçü yanlış düşmüşüm gibi. Kıyafeti bol gelen bir çocuk gibi. Masaya sığmayan sandalye gibi. Bir cümlenin içindeki fazla kelime gibi. ( yeni kitabımdan küçük bir alıntı 😊)
İnsanın içi hiçbir şey olmamış gibi görünen günlerde çok yorulur, dışarıdan bakınca her şey yerli yerindedir ama içeride sessiz bir dağılma vardır, kimse görmez, kimse sormaz, hatta insan kendine sormaktan bile kaçınır. Garip bir ağırlık çöker, sebebi yok gibi durur ama etkisi derindir, sanki ruhun bir köşesi konuşmak ister de dili yoktur. Günler geçer, aynı yüzler, aynı yollar, aynı cümleler tekrar eder durur, ama içten içe bir şey eksilir, fark edilmeden, yavaş yavaş. İnsan bunu hemen anlamaz, çünkü eksilmek gürültüyle olmaz, sessiz ilerler, ta ki bir gün durup kendi içine baktığında o boşluğu hissedene kadar. İşte o an, gerçek yalnızlık başlar, kalabalıkların ortasında değil, doğrudan kendi içinde. Her dağılma bir son değildir, aynı zamanda bir başlangıç taşır içinde. İnsan kendini kaybetmeden bulamaz, bunu kabullenmek zordur ama gereklidir. Çünkü insanın en gerçek hali, her şey yolundayken değil, parçalandıktan sonra kendini nasıl topladığıyla ortaya çıkar. Ve bütün mesele budur, dağılmaktan korkmamak, çünkü insan ancak dağıldığında kim olduğunu anlayabilir.