Binbir Gece Masalları, yalnızca masallardan oluşan bir kitap değil, insan hayal gücünün, korkularının, arzularının ve umutlarının yüzyıllar boyunca biriktirdiği büyük bir hafızadır, Şehrazat ölümün gölgesinde hikâye anlatmaya başlayan bir kadının sesiyle açılan bu eser, anlatının insanı nasıl değiştirebildiğini ve hatta kurtarabildiğini gösterir. Her masal başka bir masala açılır, her hikâye yeni bir hikâyenin kapısını aralar, böylece kitap yalnızca olayların değil hayal gücünün de sonsuzluğunu hissettirir. İçinde aşk vardır, ihanet vardır, büyü vardır, macera vardır, fakat bütün bunların altında insan doğasına dair değişmeyen gerçekler yatar. Krallar, dilenciler, tüccarlar, cinler ve denizciler aynı evrende buluşur, çünkü Binbir Gece Masalları insanın olduğu her yerde aynı tutkuların ve korkuların yaşandığını anlatır. Anlatının büyüsü yalnızca olağanüstü olaylarda değil, hikâye anlatmanın kendisinde saklıdır, çünkü Şehrazat her gece bir masalla yalnızca hayatını değil, insanın karanlığa karşı kurduğu en eski savunmayı da temsil eder. Kitap bittiğinde geriye yalnızca masallar değil, şu düşünce kalır, insan bazen kılıçla değil, bir hikâyeyle hayatta kalır.