"Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarındı. sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu. sözcüklerden yapılma bir sandalyenin üstünde oturdu. Atiye günleri sayılı binlerce sözcük oldu. Huvat sözcük dolu şişelere baktı. Nuğber sözcük bekledi. Zekiye sözcük ağladı. Seyit bembeyaz takma sözcükten dişleriyle güldü. Mahmut dilini dişlerinin ardına dayayıp sözcük çaldı. Halit sözcükleri duvarlara vurdu. Dirmit ne yana bakacağını, hangi birini yazacağını şaşırdı. o şaşkın şaşkın dolanıp gezinirken bulutlardan sözcük yağdı. musluklardan sözcük aktı. akan sözcük, yağan sözcük, bakan sözcük, susup oturan sözcük, ağız üstü divana kapaklanan sözcük Dirmit'in kafasının içinde bir toplu kargaşaya dönüştü. ama bir türlü şiire dönüşemedi. Dirmit günlerce onca sözcükten ne kadar uğraştıysa bir ikinci şiir yazamadı. hırsından deliye döndü. kendine cezalar verdi. kendine şiir yazmadan uyumayı, yemek yemeyi, su içmeyi, gülmeyi yasakladı. yasaklara ağlamayı, konuşmayı, helaya gitmeyi kattı. bir kendini boş kağıdın başına zincirle bağlamadığı kaldı. ama yasakları artırdıkça daha beter oldu. kafasının içinde sözcükler tepinmeye, çırpınmaya başladı. her biri iğne olup beynine saplandı. yasakları Dirmit'e acı verdi. şiir vermedi.
...sonunda Dirmit şiir yazmanın bir yolunu buldu. sözcükleri tek tek kafasının içinden alıp yüreğine koydu. yüreğini "güp! güp!"attıran sözcüğü hemen kağıda yazdı. yüreğini attırmayan sözcüğü yüreğinden çekip aldı. Dirmit o günden sonra yüreğine kul köle oldu. yüreği ne yap dediyse onu yaptı, yüreği nereye git dediyse oraya gitti, yüreği ne dediyse onu dedi. yüreği kafasıylazıtlaştıysa o da zıtlaştı. yüreği taştıysa o da taştı. yüreği çırpındıysa o da çırpındı. yüreğiyle birlik oldu. dersi defterleri boşladı. yüreğine sözcük koydu, yüreğinden sözcük aldı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!