Yalnızlık... Edebiyatın yansı bu kelime üzerine kurulu. Yüzyılın belası.
Herkes yalnızlıktan şikayet ediyor, “o kadar yalnızım ki” diyorlar boyunlarını bükerek. İnsan düşünmeden edemiyor, herkes bu kadar yalnızsa neden birbirine yoldaş olmuyor insanlar?
Bir sihirli değnek bekliyorsun. Bir sihirli değnek gelse ve omzuna dokunsa.
.. Kalksan oturduğun yerden, hayatı sırtlasan, her şeyi göğüslesen...
Havasız kalmış ruhunun pencerelerini açıp havalandırsan, içeriye temiz hava, kuş sesleri, kelebekler dolsa, kar beyaz bir tül perde sana doğru havalansa. Yüzünün tüm kederli çizgileri tek tek silinse, hafif bir gülümseme yerleşse dudaklarına, hiç geçmese, hep kalsa öyle.
Dünyayı latif bir tebessümle selamlasan her sabah.
Beklemeyelim. Gelmeyecek. Kimse gelip sihirli bir değnekle bizim omuzumuza dokunmayacak. Biz yapacağız. Kendimiz. Kendimizi tanıyıp, kendimize inanıp, kendimiz için özene bezene, itinayla, sabırla bir sihirli değnek yapacağız.
Adını da “evyapımı sihirli değnek” koyacağız... Hadi...