Her dağın bir karakteri vardır. İnsanlar gibi. Bu özellikler suyuna da yansır. Üstündeki ağaçlar, bağrındaki madenler; hepsi o suya farklı bir tat, değişik bir koku verir. Sular asla birbirlerine benzemezler.
Bu noktadan sonra, mağara, sanat galerisine dönüşüyor. Rahmet, zahmetle birlikte gelirmiş. Tam anlamıyla böyle oluyor. Köprü yapımı sırasında ciddi vakit kaybettik. Yorulduk. Fakat sonrasında, ömrümüzde ilk kez gördüğümüz güzelliklere şahit olduk.