‘’İnsanoğlu eğitilmeye ihtiyaç duyan tek varlıktır. Burada eğitilmekten kastımız, her türlü toplum değerinin kullanımı ve gelecek nesillere nakledilmesini kapsayan ahlaki kültür bilincinin verilmesinin de dâhil olduğu, gözetim (kendini idame etme yetisi), talim ve terbiye ihtiyacıdır’’ Diyen Imanuel Kant, 1724-1804 yılları arasında yaşamış felsefeyi yeniden biçimlendirmiş bir Alman filozofudur. Mantık ve metafizik profesörü olan Kant hayatı boyunca yaşadığı Königsberg’ten dışarı çıkmamıştır. Farklı eserleri de olan Kant eğitimi; ‘’insanda gizli ve gelişmemiş halde bulunan nüvelerin geliştirilmesi’’ olarak tanımlıyor. Bu kitapta ‘Fiziksel’, ‘ahlaki’ ve ‘dini’ eğitim olmak üzere üç ana bölümde eğitimin nasıl olması gerektiğini, çocukların ruhi, akli, fiziki ve pratik yönden nasıl geliştirilebileceğini izah ediyor Kant. Eğitim sırasında; hayvani içgüdülerin insani içgüdülere galebe çalmasını engellemek, belli bir bilgi birikimi ve kültür edinmek, medenileşmek ve doğru amaçları seçebilecek bir melekeye sahip olmanın gerekliliğine değiniyor. Eserin istifade edilecek pek çok yönü olmakla birlikte özellikle ‘Dini eğitim’ bölümü okunurken, eserde zikredilen meselelerin kısmen Hristiyan teolojisi kısmen de agnostik düşünceden (tanrının var olduğu ya da olmadığı isbat edilemez düşüncesi) etkilenilerek yazıldığı muhakkak göz önünde bulundurulmalı, yazılanları mutlaka İslami eğitiminin düsturlarıyla karşılaştırarak okumalı. Bu karşılaştırma esnasında İslami anlayış ile de örtüşen bazı şeyleri fark etmek ‘hakikatin tek olduğu’ fikrini pekiştiriyor. Burada şu hatırlatmayı yapmak da faydalı olacaktır: Her kitapta olduğu gibi yazılanlar yazarların dini inanç ve ideolojilerinden bağımsız değildir. Bu nedenle okunan eserler mutlaka süzgeçten geçirilmeli, ‘’ne de olsa bu kişiler