Esâsen birlik esrârını görmek her göz için değildir Sezâî Beyefendi... seyrettiğimiz herhangi bir filmde, iki üç değerli sanatkârdan sonra, sırasına göre yüzlerce, hatta binlerce figüran görüyoruz ki, bunların hemen hepsi, oyunun mânâsından ve mevzûundan tamamen habersiz olarak görünüp geçiyorlar.
Sezâî Bey Doktor Cevat'ın çocuklarını unutacak kadar mevzû ile alâkalanmıştı. Kanepesini profesöre biraz daha yaklaştırarak:
Fakat şu da var ki, bir piyesi, bir filmi bile seyrederken, aktörün vazîfesinin kendine ait olmadığını bildiğimiz halde gülüyor, ağlıyor, heyecanlanıyoruz. Şu halde dünya sahnesindeki oyunların da, şahıslara değil, vazîfeye ait olduğunu bilmek, bizi, üzülmekten veya duygulanmaktan nasıl kurtarır?
Bundan kurtulamayız doktor, kurtulamayız. Cevat Bey'in kızmakta hakkı var.
- Fakat Sezâî Beyefendi, birliğin mânâsını ele getirmek isteyen kimse, hakikati olduğu gibi görmeye mecburdur.
Hiç olmazsa, dünya sahnesinde şâhit olduğumuz hadiselere de diğerlerinden aşkın kıymet vermemeliyiz... çünkü değmez, bundan fazlası değmez... Sahneyi zenginleştirmek, güzelleştirmek için ortaya çıkan kuklaların hareketlerine, bundan fazla heyecan duymak, acemilik, bilgisizlik olur.