Eski tekerlek bu ya işte,
Tanırsın bilirsin huyunu, suyunu,
Hiç değişmemiş yıllara rağmen,
Bizim tekerlek hala anlamamış,
Hala öğrenmemiş ya da öğrenmek istememiş,
Hala kendi ütopik dünyasında,
Zorla diyor ki herşey benim dediğim gibi olacak,
Herkes benim gibi bakacak,
Ah bizim eski tekerlek hala anlamadın,
Sende başka dünyaları kabul etmek zorundasın,
Türkiye'nin 600 yıllık askeri, siyasi ve iktisadi belgeleri, 1931 yılında dönemin Maliye Bakanlığınca Latin alfabesine geçildiği, Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsça yazılı belgelerin işlevini
Osmanlı Devleti'nin 17. yüzyılda sahip olduğu en geniş sınırları ile yaklaşık 20 milyon km kare olduğunu ve bu geniş coğrafyada günümüzde yaklaşık 60 ülke bulunduğundan daha önce bahsetmiştim. Bu büyüklükteki bir devletin, tüm iç ve dış yazışmalarının saklandığı arşivinin de o denli büyük ve gösterişli olacağını da belirtelim. Sadece devletin başkenti olan İstanbul'daki arşivde 150 milyona yakın evrak (resmi belge) bulunmaktadır ki bu yönüyle “Osmanlı Devlet Arşivi" dünyanın en büyük arşividir, Osmanlı sınırları içinde bulunan günümüz devletlerin merkezlerindeki arşivler de düşünüldüğünde karşımıza devasa büyüklükte bir arşiv çıkmaktadır. Osmanlı Devleti, arşiv meselesini tarihin ve kültürün bir hazinesi olarak gördüğü için kendi arşivine "Hazine-i Evrak" demiştir. Ancak bu paha biçilemez arşivin tüm belgeleri gün yüzüne çıkarılmış ve araştırmacıların istifadesine sunulabilmiş değildir.
Ayrıca Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra, ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle sağlıksız depolarda tahrip olan ve hatta okkası üç kuruşa satılan arşiv belgeleri de vardır.
1709 tarihinde İsveç Kralı XII. Karl, Rusya'ya karşı yaptiği Poltova Muharebesi'nde yenilmiş ve çareyi Osmanlı Devleti'ne sığınmakta bulmuştur. Osmanlı Devleti, koruması altina aldığı