Özcan Alkan

Özcan Alkan
27 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Duygular denizinden geziniyor gözlerim, Dalgalar vuruyor,denizin eşsiz sesi, Bir akşam güneşin de huzurun sesi, Gözlerine baksam hayran hayran, Saf sevgilerde ararım seni an be an, Sessizlik içimde sahte sevgiler benden uzak, Düşünüyorum esen rüzgar da buğulu sesinle, Denize dalan gözlerinle bir baksam derin derin sevgilerle, Esen rüzgar sana meftun şiirler sana meftun, Bu gece dalgalarla gelen deniz sana meftun...
Ali ile Muaviye arasındaki Sıffin Savaşı'nda 500 nüsha, mızrakların ucuna takılarak havaya kaldırılmıştır. Bu misal, kısa zamanda Müslümanların elinde mushafların ne kadar çoğaldığını göste-rir.
Wellhausen: "Fakat Suriyeliler mağlup olmak tehlikesiyle yüz yüze gelince mızraklarının ucuna Kur'anlar taktılar. Iraklılar, bunun-la onların ne demek istediklerini anlamışlardı. 'Siz aynı sizin gibi Kelamullah'ın bayrağını takip eden Müslümanların kanını döküyorsunuz.' Bu onlara müessir oldu."7 Wellhausen: "Bozguna uğrama tehlikesi içinde Suriyeliler, Amr b. Âs'ın tavsiyesiyle mızrakların ucuna Kur'an'ı taktılar... Ali savaşı durdurmak ve muzafferane ilerlemekte olan Eşter'i geri çağırmak zorunda kaldı... Dinî açmazın etkisi altında kalmışlar, siyasi ve askerî mantığa uygun hareket etmemişlerdi.” Burada kısaca aktardığımız nakillerin detayları Hodgson, Bodley ve pek çok oryantalist tarafından teyit edilerek nakledilmiştir. Fazla tekrara düşmemek açısından uzatmıyoruz. 10 O zaman diyoruz ki: İki ordu birbiriyle savaşırken mağlubun kaldırdığı Kur'an, galibi durdurabiliyorsa iki taraf da metnin doğruluğunda ve tahrif edilmeyişinde hemfikir olmuş sayılır. Bu çok erken döneme ait güçlü bir delildir. Hz. Osman'ın mushafları çoğaltması üzerinden yaklaşık yedi yıl, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatından takriben yirmi yedi yıl sonra yaşanan bu olaydan, o dönem bütün Müslümanların Kur'an'da müttefik olduklarını rahatlıkla anlarız. Çünkü galip durumda olan Hz. Ali ordusundaki hiç kimsenin, “Bu zaten tahrif edilmiştir.” demediğini, bilakis kaldırılan mushafların Hz. Ali ordusunda duygusal kırılmalar yarattığını ve onları, “Kur'an'ın hakemliği” söylemine yönelttiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Kur'an, çoğaltılması sürecini Hz. Osman döneminde yaşamıştır. Bu süreçle ilgili vehimlere esas cevap, ilerleyen bölümlerde yazma eserleri inceleyeceğimiz kısımlarda gelecektir. Ayrıca onun
Oysa Kur'an ve hadislerin derlenme şekli, İslam medeniyeti ile beraber sözlü kültürün bitişini temsil eder. Bazı kimseler hadisleri sözlü kültür ürünü zannetse dahi, sonunda, “fi mâ kâl ev kemâ kâl" denilen bir metin artık sözlü kültüre ait değildir. Zira orada metni korumak önemlidir ve bozulmaması için çaba harcanıyor demektir. Örneğin, Homeros'un İlyada'sı yüzyıllarca Rhapsody'lar tarafından icra edilirken önemli olan “metnin aslı”nı korumak değildi. Zaten metnin tam olarak bir aslı da yoktu. Yüzyıllarca icra edilirken ortama, muhatabın ve icra edenin duygularına göre ufak ufak revizyonlara uğrayan ve dolayısıyla değişen bir metin vardı. Ne icra eden ne de dinleyici, "Metnin aslı ne oldu?" diye düşünmüyordu. Bununla hadislerin nakli arasındaki fark oldukça açıktır. Sözlü kültür, modern tarih okuma algımız açısından problemli olmasına rağmen tarihî kaynak olarak kullanılırken Kur'an ve hadis metinlerinin veri kaynağı olarak kabul edilmemesi, çok ciddi bir tutarsızlık olacaktır.