Mü'minler: "Allah bize kâfidir; O ne mükemmel bir koruyucu ve ne güzel bir dosttur” derler. $2 52
Yüce Kudret, hayatı sevgiyle yaratmış, ona sevgiyle bakmış, Kur'ân'ı, sevgi ve merhametin ifadesi olan "besmele" ile başlatmış, insanların da her faaliyetine besmele ile başlamalarını ve hayata sevgiyle bakmalarını istemiştir. Kur'ân'ı sevgi kitabı, Hz. Muhammed'i de sevgi elçisi olarak nitelendirmiştir. Varlığı sevgiyle yaratan Kudret'e yakın olmak, ancak ona ve yarattıklarına sevgiyle bakan bir gönül ile mümkün olabilir.
Bir çok isim-sıfatına rağmen Allah'ın; sevgisinin gereği olan merhamet ve şefkat sıfatını öne çıkarması ve en temel niteliği olarak vurgulaması:
"Rahmetim, her şeyi kuşatmıştır”³;
"Allah, rahmet ve şefkati kendine ilke edinmiştir" şeklindeki beyânları, tarih boyunca insanlığı sindiren “Korku Tanrısı” anlayışına indirilmiş en büyük darbe olup, Tanrı anlayışında bir inkılâptır.
Sanal tanrılar önünde korkuyla diz çöken ve çöktüren anlayışa karşı, Yüce Kudret, kendisine sevgi ve güvenle yönelişi istemektedir. Kur'ân, tevhîd dininin en büyük peygamberlerinden olan Hz. İbrâhim'in ağzından bunu şöyle ilan etmektedir:
"Tevhide inananlar, müşriklerden daha güvendedirler" Kur'ân'ın beyânına göre paganlar/müşrikler Tanrısal güçler atfettikleri putlara korku sonucu tapınırken; kendisine bir dost arayan Hz. İbrahim, Allah'a sevgi sonucu ulaşmıştır. O halde Allah; korkulacak Tanrı değil, korkulardan kendisine sığınılacak bir dosttur. Kucağına sığınılan dosttan korkulursa, başka kime sığınılabilir ki?