Din; sadece temin ettiği yararlar açısından değil, aynı zaman da önlediği zararlar açısından da önemlidir. Hatta dinin; önlediği zararlar, temin ettiği yararlardan çok daha büyüktür. Zira din olmasaydı, her şey mübah olurdu. Nitekim hiçbir dine mensup olmayan, hatta Tanrı'nın varlığından şüphe eden bazı düşünürler dahi toplumsal düzen adına: "Tanrı yoksa bile var edilmelidir” demekten kendilerini alamamışlardır.
Ve İnsanlık, yaratıcı ve yüce bir varlığa doğuştan inanmakta, ancak O'nu daha iyi anlamak, O'na yaklaşmak, Onunla ontolojik ahlaki ilişkisinin bilincine varmak için bir yola, bir yönteme ihtiyaç duymaktadır ki işte o "din”dir. O halde din; insanlığın, yüce Yaratıcıyla ilişkisinin sistematik ve disiplinli yoludur.
Din, insanın Yaratıcı ile ilişkisini sağlayan bir yol olduğu gibi, aynı zamanda insanları birbirlerine bağlayan, birleştiren ve manevi sorunlarını çözen; çaresizlik, korku, keder, hastalık, musibet ve felaketler; kısaca kötülük veya "şer sorunu" karşısında onları teselli eden bir güç kaynağı, onlara umut ve güven veren, yalnızlık duygusundan kurtarıp, bir bütünün parçaları olduklarının bilincine ulaş tıran, böylece hayat serüvenini anlamlı kılan bir değerdir. Unutmamak gerekir ki, anlamdan yoksun bir hayat, insanın sırtında yüktür.