“Anlatılan şeyde hakikat varsa senin tarafından sorgulanmaktan korkmaz. Eğer gerçekse gerçektir; senin ona körü körüne inanmanı beklemez ve istemez. Gerçeğin inananlara ihtiyacı yoktur
İnsan zihni bu maymuna benzer; doğası itibariyle sürekli aktif ve huzursuzdur. Bolca içtiği şarap, arzularıdır. Zaten yerinde duramayan zihin, arzularla dolup taşınca, kargaşası iyice artar. Zihni sokan akrep, kıskançlıktır. Kıskançlıkla zehirlendikten sonra zihnin başına son bir felaket daha gelir ve içine şeytan girer. Zihnin içine giren şeytan, kibirdir.
Fiziksel acı ile karşılaştığınızda;
1. Nefesinize odaklanın ve kendinizi hatırlayın
2. Bütün dikkatinizi acıya yöneltin, direnmeyin.
3. Karşı koymayın, acıya kızmayın, ona nedenler bulmayın, acı çektiğiniz için üzülmeyin.
4. Bütün dikkatinizle acıyı inceleyin, rengi var mı, sızlıyor mu, yanıyor mu, büyük mü, yaygın mı...
5. Acıyı yakından tanımaya başladığınızda acı sizi daha az korkutacak ve onunla olan ilişkiniz değişmeye başlayacak.
6. Daha sonra dikkatinizi açıdan başka bir yere odaklayın. Ağrımaya yerler neler?
7. Ağrıyan yerinizi bir bebek gibi kucağınıza alıp bebek gibi şefkat gösterdiğinizi hayal edin.
8. Hiçbir koşulda acıya onun size verdiğinden daha çok şey vermeyin.
Berrak Yurdakul-Ev Yapımı Bir Paraşüt kitabından mini bir derleme...
Bir de egzersiz anlatayım: Bedeninizde dayanılması zor olan, büyük bir acı hissettiğinizde acınızı sizden daha çok acı çekenlere, sizden daha zor durumda olanlara adayabilirsiniz.