“İçine düştüğüm kara delik beni her geçen gün daha derine çekiyordu. Sorular soruları doğuruyor, cevapsız kalmaları içimde sivrilen öfkeyi daha da biliyordu.”
“Hediye paketinin etrafında dört dönen annem ve babamın suratına bakıyor, yüzlerindeki huzura gıpta ediyordum. Hiçbir şeyin farkında olmamanın hafifliği harika olmalıydı. Oysa ben artık onlardan fersah fersah uzaktaydım. Kaybolmuştum! Sessizce odama gittim ve içimdeki boşluğun ağırlığıyla yatağa uzandım. O gece rüyaların içinde cebelleşirken artık şunun farkındaydım: Bir gece önceki uykum, uyuduğum son huzurlu uykuydu.”
“İnsan artık asla eskisi gibi olmaz ya bazen. Nehirler aynı okyanuslara dökülmeye devam ediyordur oysa, akçaağaçlar kırmızı yapraklarını kışın döküyor, mürekkepbalıkları solungaç solunumu yapmaktan vazgeçmiyordur. Ama senin için değişim vaktidir. İşte öylesine bir başkalaşım kayası gelip oturmuştu içime.”
“Yatağımda sakince uyurken bana sarılacak. Sıkıca. Nefes alıp verişimi göğsünde hissedecek. Beni böyle hatırlayacak. Ve bu, ona beni unutmadan yaşaması için bir şans vermiş olacak.”
“Kötü anıların yerine iyileri koymak isteyen daha çok insan kuyruğa girecek. Göğüs kafesini hafifletmek isteyenler bize başvuracak. Anıları küçük parçalara ayırmak ve yok etmek için ellerindeki çekiç olabildiğimizde kendimle gurur duyacağım.”