" 'Ne yaptın bugün?' diye soruyorum.
Gözünü televizyondan ayırmadan 'Hiç' diyor. 'İş, güç işte.'
'Nasıl yoğun mu hâlâ?'
'Hep aynı, bildiğin gibi.'
Neyi bildiğimi sanıyor, onu bile hatırlamıyorum."
"Yapmadı. Her şeye bir son verebilirdi. Yıllardır üstümüze kat kat giydiğimiz kişilerden arınırdık bir bir. Annem, kuzenim, eski iş arkadaşım, abim, teyzem, annesi, ablası, eş dost, konu komşu, hepsini sırayla soyup atardık üstümüzden. Biz kalırdık geriye."
"Her şey böyle başlıyor. Sonra bu on yıl içinde bir sürü kişi daha oluyoruz. O kadar çok başkaları olmaya başlıyoruz ki oyunun nasıl oynandığını unutuyoruz. Taklit ettiğimiz kişileri tahmin etmeyi unuttuğumuzu ve pes etmekten ne zaman vazgeçtiğimizi hatırlamıyorum. Artık kendimiz değiliz, bir tek bundan eminim."
"Yüzüne dikkatlice bakıyorum bazen uyurken ya da duşta sular hızlıca üstünden akarken. Anlık bir arınma ânına denk gelirsem şayet kim olduğunu hatırlamak için. Sabırla izliyorum, tanıdık bir mimik, tavır bekliyorum. Olmuyor."