Süleyman Askerî Bey: Bir Kitabın Ardından
Bu kitabı bitirdiğimde aklımda kalan ilk şey, Süleyman Askerî Bey'in artık benim için yalnızca bir isim ya da birkaç satırlık bir tarih bilgisi olmaktan çıkmış olmasıydı. Kitap, onun hayatını kendi notları, mektupları ve dönemin tanıklıkları üzerinden anlatırken okuyucuya oldukça yakın bir portre sunuyor. Bu yönüyle sadece olayları değil, olayların içindeki insanı da görme fırsatı veriyor.
Karakteri: Cesaretin Sınırlarında Bir Komutan
Süleyman Askerî Bey'in en dikkat çekici yönü şüphesiz cesareti. Sadece emir veren bir komutan değil, gerektiğinde en ön safta savaşan, askerinin yaşadığı tehlikeyi bizzat paylaşan bir cengâver. Kararlılığı, hareket kabiliyeti ve inisiyatif alma gücü hayranlık uyandırıyor.
Ancak kitap boyunca dikkatimi çeken bir başka nokta da bu oldu: Onu büyük yapan özellikleri, zaman zaman en büyük zaafına da dönüşebiliyordu. Cesareti ve atılganlığı bazı durumlarda daha uzun vadeli, daha soğukkanlı ve stratejik düşünmesinin önüne geçmiş gibi görünüyor. Özellikle Irak Cephesi'ndeki bazı kararlarında, duygularıyla hareket eden bir savaşçı ile hesap yapan bir komutan arasında kaldığı hissediliyor.
Bu durum onu gözümde küçültmüyor. Aksine daha insani ve daha gerçek kılıyor.
31 Yıla Sığan Olağanüstü Bir Hayat
Kitabı okurken en şaşırtıcı noktalardan biri de yaşı oldu. Süleyman Askerî Bey yalnızca 31 yıl yaşamıştı.
Fakat bu kısa ömre baktığımızda Trablusgarp'tan Balkan Harbi'ne, Garbi Trakya Hükûmet-i Müstakilesi'nden Teşkilat-ı Mahsusa'ya, Birinci Dünya Savaşı'ndan Irak Cephesi'ne kadar olağanüstü yoğun bir hayat görüyoruz.
Bugün birçok insanın bir ömürde gerçekleştiremeyeceği kadar çok işe imza atmış olması gerçekten etkileyici. Onun hikâyesini okurken hayran olmamak kolay değil.
Kitabın Anlatımı
Kitabın