‘Orkestra şefine ‘Sarı Zeybek’ diye seslendim. Pistin ortasına yürüdüm. Kollarımı kartal kanatları gibi kabarttım. Ömrü çok az kalmış bir insanın son gücüyle derin bir nefes çektim içime ve dizlerimi yere vura vura zeybek oynamaya başladım… Kendi etrafımda dönüp yere çökmeye başlıyordum ve yine önce sağ dizimi, sonra sol dizimi daha da bir şiddetle vurup meydan okuyordum hayata, dostlarıma, beni sevenlere ve günahları kadar sevmeyenlere. Beni sevmeyenlere mi şaştınız? Umudun tükendiği anda deli cesaretiyle düşmanın üstüne yürüyerek milletini esaretten kurtaranı kim mi sevmez? Getirdiği sistemle siyasal islamın çanına ot tıkadığı için cehaletten beslenenler sevmez. Cehaletten beslenenleri hurafelerle, yalanlarla besleyerek kesesini dolduranlar, üçkağıtçılar, fırsatçılar da sevmez. Rüşvetle beslenenler, ‘El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım.’ diyenler de sevmez elbette.’