İnsanı en çok şaşırtan şey, yine kendisi oluyor. Bir hardal tohumunun şişmesindeki hikmete inanmak, şu karşıdaki dağları titretmemize yetebilirdi. İşte bunu öğrendim ben. Ve bugün kendimi, kendi sözlerimi saygıyla dinlerken yakaladığımda şaşırıyorum.
“Kutsal Bakire, bana inanç ver. Senin düşüncelerini gerçekleştiren bir araç olmamı sağla. İçimdeki sevginin bana yaşamı öğretmesine izin ver. Çünkü sevgi, kimseyi düşlerinden uzaklaştırmamıştır. Sevdiğim erkeğin dostu ve destekçisi olmamı sağla. Yapması gereken her şeyi yapabilsin-benim yanımda.”
“Bu kuyu, umutlar besleyen, düşler kuran, iç çatışmalar yaşayan insanları kendisine çekti. Biri çıkıp su aramaya karar verdi, su varlığını gösterdi ve burası herkes için bir çekim merkezi haline geldi. İnsan, yüreklice arayacak olursa, aşk da varlığını gösterir diye düşünüyorum. O andan sonra da aşkı kendine daha çok çekmeye başlar. Biri bize karşı iyi düşünceler beslerse, herkes besler…”
“Öteki’ni düşünme egzersizi mi yaptın sen?”
“Evet. Nereden biliyorsun?”
“Çünkü sen de değiştin. Çünkü o egzersizi yapmayı hep tam zamanında öğreniriz.”