Fakat eğer korkularınızda sadece aşkın huzurunu ve hazzını aramaksa muradınız… o zaman çıplaklığınızı örtüp aşkın harman yerinden çıkın daha iyi. Girin güleceğiniz ama doyasıya gülemeyeceğiniz, ağlayacağınız ama bütün gözyaşlarınızı dökemeyeceğiniz o mevsimsiz dünyaya.
Alnını camdan alıp, ensesini koltuğa yasladı. Bu, Asil’in umursamamayı öğrendiği andı. Şerit değil, ama Asil durdu. Çünkü uyudu. İnsanın, hiçbir zaman hayatının sahibi olamadan öleceği için çektiği acıyı unutmasının tek yolu buydu.
Her saniye biçimleri değişiyor ve geride kalıyorlardı. Dönüp bakılsa bile zaman içinde kaybolup gidiyorlardı. O akşam, Asil evine dönerken, camdan gördüğü her şeyin, doğumundan o ana kadar söylediği, nefret ettiği, yediği, düşündüğü her şey olduğuna inandı. Hepsinin yanından geçip gittiğini ve hiçbirine dokunamadığını gördü. Şerit adındaki zaman, dansına devam ederken, hayatından geçen kimseye ve hiçbir şeye değemediğini anladı.