Birbirlerini zerre anlamadan en iyi arkadaş olduklarını sanıyorlar. Yaptıkları hatayı asla anlamadan sürdürüyorlar yaşamlarını ve aralarından biri ölünce ardından konuşma yaparken ağlıyorlar.
Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım. Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.
Sitare hala kolumdan ayrılmamıştı. Onunla böyle dolaşmaktan hoşlanıyorum. Onunla olunca kuruntularım dağılıyor, gerçekçi oluyorum. Ama ondan ayrılır ayrılmaz konuşmalarına binbir çeşit anlam vermeye başlıyorum gene. Başım dönüyor. Nefret ediyorum. Hemen ilk fırsatta bütün düşündüklerini, gizli niyetlerini yüzüne çarpmak istiyorum.Uykularım kaçıyor. Ne ki, her seferinde gene yatışmış olarak buluyorum kendimi onun yanında,yalnız onun yanında; ayrılınca gene aynı hafakanlar başlıyor