Bankanın yeni çalışanı Dyrsmid’in acemi olması göz önüne alındığında ondan çok fazla şey beklenmiyordu. Ancak basit bir günlük alışkanlık sayesinde Dyrsmid çok hızlı ilerleme kaydetti.
Dyrsmid her sabah güne masasının üstündeki iki kavanozla başlıyordu. Birinde 120 ataş vardı. Diğeri boştu. Her gün masasının başına geçer geçmez telefonda bir satış görüşmesi yapıyordu. Hemen ardından dolu kavanozdan boş kavanoza bir ataş aktarıyordu ve sürece tekrar başlıyordu. Bana, “Her sabah bir kavanozda 120 ataşla işe başlıyordum ve hepsini ikinci kavanoza aktarana kadar telefon görüşmeleri yapmaya devam ediyordum,” diye anlattı.
On sekiz ay içinde Dyrsmid şirkete 5 milyon dolar getirir hale geldi.
Bir birikim hesabı açın ve hesaba istediğiniz bir şeyin adını –mesela “Deri Ceket”– koyun. Kendinizi bir şeyi satın almaktan alıkoyabildiğiniz zaman o tutarı o hesaba aktarın. Sabah latte’nizi pas mı geçtiniz? Hesaba 5 dolar transfer edin. Bir ayı daha Netflix’siz mi geçireceksiniz? Hesaba 10 dolar aktarın. Kendiniz için bunu bir sadakat programı gibi düşünün.
Kendinizi deri ceket için para biriktirirken görmenin yaratacağı hızlı ödül duygusu, mahrum kalma duygusundan çok daha iyi gelecektir.
Hiçbir şey yapmamayı tatmin edici hale getireceksiniz.
Kendimi sosyal medyanın dışında bıraktığım ilk hafta sosyal medyada paylaşılanları eskisi kadar sık bakmaya ihtiyacı duymadığımı fark ettim ve sosyal medyaya her güne ihtiyacım olmadığı kesindi. Sadece çok kolay olduğu varsayılan bir eyleme dönüşmüştü, bu kötü alışkanlığım imkansızlaşınca aslında daha anlamlı görevler üzerinde çalışmamı sağlayacak motivasyona sahip olduğumu keşfettim.
Zihinsel şekeri ortamından kaldırınca sağlık şeyler yemem çok daha kolaylaşmıştı.
Yazar Jason Zweig’in dediği gibi: “Elbette hiçbir zaman bilinçli düşünce olmadan egzersiz yapmayacaksınız. Ama zil sesine salya akıtan köpek gibi, belki de günün normalde egzersiz yaptığınız saatinde yerinizde duramamaya başlayabilirsiniz.”