Hz. Mevlana'ya "İyi insan kimdir, kime iyi insan denir?" diye soruyorlar. Cevaben "Nefsine 'hayır' diyen insana" diyor. Soruyu "Kötü insan nasıl anlaşılır?" şeklinde yöneltiyorlar bu kez ve "Nefsine 'evet' diyorsa" karşılığını alıyorlar. Yani iyilik - kötülük teorisinde, insanın iyicil ve kötücül duygularını kontrol edebilmesi çok önemli görünüyor. İnsan bir kontrol sistemini öğrenebiliyor; yani doğuştan, genetik faktörlerle tepeden inme olarak kazanılmıyor.
Oysaki eşcinsel evliliklerde(!) açıkça gördüğümüz bir şey vardır; o da her iki cinsiyetin hemcins olarak kalmadığı, birinin kadın diğerinin erkek rolüne girdiğidir. Örneğin, lezbiyen bir ilişkiye baktığınızda kadınlardan birinin uzun saçlı, etek/elbise giyen, feminen bir görüntüde olduğunu; diğerinin ise kısa saçlı, erkeksi giysiler giyen, daha maskülen bir görünümde olduğunu görürsünüz. Aynı gözlemsel sonuç homoseksüel ilişkiler için de mevcuttur. Bir taraf daha erkeksi, diğer taraf daha kadınsıdır. Sadece bu basit gözlem dahi bize bir "aile ekosistemi" için iki kadın ya da iki erkeğin işlevsel olmadığını işaret eder. Kainattaki her sistemde olduğu gibi aile sisteminde de zıtlıkların birlikteliğinin, kusursuz uyumu vardır. Bu zıtlık ise kadın ve erkeğin bir araya gelişiyle dengeye ulaşır.