Bir insanın şehveti ateşe benzer, kullanmayı bilmeyeni anında yakar. Mesela bir insan ateşi sobada tutuşturursa hem evi ısınır hem de yemeklerini onun üstünde pişirir. Ancak ateşi halının üstünde tutuşturursa bütün evi yakar...
Anam, babam beni önce en değerli, en nazik bir oyuncak gibi süslemek; sadece kendi alçak gönüllülükleri, kendi gururları, kendi kibirleri, kendi övünçleri için süslemek istediler ve başkalarının çocuklarına üstün, örneği olmayan bir çiçek gibi yetiştirmeye uğraştılar. Terbiye ve eğitimi büyük bir özenle yaklaştılar. Diller, piyanolar öğrettiler. Bu diller, piyanolar kimin için? Yalnız kendileri için mi? Halbuki kendileri o dilden bir şey anlamazlar, o piyanoya yabancıdırlar. Yegane olarak istiyorlardı ki, herkes bana da kendilerine gıpta etsin. En parlak, seçkin bir evlat olarak gösterileyim. Düşünmediler ki bu memlekette ne kadar yegane, ne kadar seçkin olursak, o kadar kötü talihli olacağız...
Kitap çok akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde devam etmesine rağmen hayal kırıklığı diyebileceğim bir sonla bitti. Okumayı düşünenlere tavsiye edilebilir