O insan olarak artık çaba harcamıyordu. Onu ileri sürükleyen şey, içinde ölüme razı olmayan yaşamdı. Istırap çekmiyordu. Sinirleri körleşmiş, hissetmez olmuştu, zihni korkunç hayaller ve tatlı rüyalarla doluydu.
İnsan ümit gelgitleri içinde, bütün samimiyetiyle ortaya çıkarmaya çalıştığı en yüksek arzusunun kapılarını, ardına kadar açık bulunca, böyle oluyor işte. O zaman ve ebedi derinliklerden muazzam bir alev fışkırıyor, ve şaşırıp kalıyoruz.