Sadece bir ishak kuşu, gecenin öteki yüzünde, rüzgârın yapraklarda uyuduğu keder saatlerinde, hepimizin etine gömdüğü bir eski şarkıyı bir yaşama nişanı olarak dünyaya salıp duruyor. Radyoda bir Urfa hoyratı, dışarıdaki geceden büyük bir gece içimde, boş sokağa bakarak ishak kuşunun ağıtını söylüyorum odalara:
Bu handan/Kervan işler bu handan/kes siyah zülfünü haraç eyle/Kurtar beni bu kandan.
Yalnızlığı biliyorum, dedim. Hayal ve hatıradan yapılmış zamanı biliyorum. İnsan yüreğinin bir başına gezdiği yerleri biliyorum. Yaşayan bir sesten söz ediyorum. Kendi kendine konuşmak yerine birisine bir söz söylemekten. İçindeki sesin bir başkasında can bulmasından. Birinci kez duyuyor olsak da, bize bakarak söylenmiş bir söze sevinmekten.Eşyalara bile hayat veren sesten. Kapının dışında bir şenlik alayı gibi çınlayan, "benim" sesinden. Fotoğrafların çerçevelerinden inip koltuklara oturduğu bir sesten.
"Bir zamanlar insanlar hayatlarından memnun değillerse devrim yaparlardı. Şimdi alışverişe çıkıyorlar. Tamamen bir hafıza kaybı dönemi yaşıyoruz. "
ARTHUR MILLER
Işığa sahip olmak için karanlığa sahip olmalıyım. Zıt şeylere sahip olmalısınız.
Karanlık ve ışık, ışık ve karanlık.
Aynı an da ışık ya da karanlığa sahipseniz. Hiç bir şeye sahip değilsinizdir. Tıpkı hayat gibi hem üzgün olmaya hem de mutlu olmaya aynı an da sahip olmalıyız.