Gamze

Gamze
@Gamzeece
Elimde olsaydı her karış toprağa, buğday eker gibi kitap ekerdim. -Horatius
16 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı

Gamze

, bir kitap okudu
10/10
·112 syf.·
2020 5. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7.5/10 · 102bin okunma
Reklam
Şöyle başını kaldırıpta gökyüzünü seyreden bir insan ister istemez "Böyle olağanüstü bir gökyüzünün altında insan nasıl olur da öfkeli olabilir, hırçınlaşır?" diye sormaktan kendini alamazdı. * Ve bir an nefesinizi kesmiş olan güzelliğin, rüzgâr gibi gelip geçtiği için üzülecek, bir daha geri dönmemek üzere uçup giden o aldatıcı ve gayesiz ihtişamın şimşek gibi parlayıp geçmesinden mahzunlaşacak ve ona aşık olacak kadar vakit bulamadığınız için kederle inim inim inleyeceksiniz. * Gülüyorum, çünkü görüyorum ki siz de kendi kendinizin düşmansınız. Eğer o kadar planlamanın yerine hemen teşebbüse geçseydiniz belki de arzunuza hemen o anda kavuşabilirdiniz. * İnsan her duygusunun, hatta kardeşçe yakınlığının hesabını vermek zorunda değildir. * Ah! Hayalperest... Sana bir tanımını yapmamı istiyorsan onlar ne normal insanlardır ne de değildir. Daha doğrusunu söylemek gerekirse, ikisinin tam da ortasında acayip yaratıklardır. Gece olunca kendini en karanlık köşeye atar, en ıssız, en kuytu, sokaklara sığınırlar. Gittikçe içlerine doğru büzülürler, hatta gün ışığından bile kaçarlar. * Şu anda Nestenka, yedi mühür altında hapsedilmiş Süleyman peygamberin ruhu sanki bütün ipleri, mühürleri kesip atarak hürriyetine kavuşmuş, sonra da gelmiş içime yerleşmiş gibi hissediyorum. * O şimdi, başka zaman en ufak şeylerin dikkatini çekeceği caddede, sanki hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi yürümektedir. * Yeni, tertemiz, şehvet verici bir doz zehir! Gerçek hayattan ona ne artık!
Hiç de fena insanlar değillerdi. Yalnız boş, bomboş mahluklardı. Yaptıkları münasebetsizlikler hep buradan geliyordu. İçlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka başka insanları istihfaf ve tahkir etmek, onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin edebiliyorlar, şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı.
Şimdi onun sarsılmaz sükûnetini, insanlar ile münasebetlerindeki garip çekingenliğini gayet iyi anlıyordum. Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkân var mıydı? Böyle bir adam, önünde bütün küçüklüğü ile çırpınan birine karşı taş gibi durmaktan başka ne yapabilirdi? Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?
Ruhunda herhangi bir şeyler olan bir kimsenin bunları ifade etmek arzusuna mukavemet edemeyeceğini düşünüyor, bu kadar sessiz ve alakasız bir insanın içinde, nebatlarınkinden pek de farklı olmayan bir hayat bulunduğunu tahmin ediyordum.
Reklam