Ama hani olur ya bazen, dev bir elektrik akımı cereyan eder iki insan arasında, acaba benden hoşlandı mı falan diye düşünmezsin bile, aranızdaki şeyi somut bir varlık gibi hissedersin. Sanki ikiniz kısacık bir yayla birbirinize bağlıymışsınız da, uzak durduğunuz için aşırı derecede gerilmiş olan yay sizi karşı konulmaz bir güçle birbirinize çekiyor gibi gelir. Öyle oldu işte. Haliyle pek de uzun bir süre karşı koyamadık o güce. Birbirimize ilk dokunduğumuz anda bunun uzun bir hikayenin başlangıcı olduğunu anladık. Ne kadar çabalasak da ayrı durmayı başaramıyor, her buluştuğumuzda sanki içi yandığı için kana kana su içen biri gibi içiyorduk birbirimizi.
Kendindeki sevebilme becerisini görmek, içinde sevginin büyüdüğünü hissetmek harika bir şey. Ama eğer biri sana sen olduğun için kızıyorsa, bağırıyorsa, sana saygı duymuyorsa, oradan hemen git. Kimsenin kötü muamelesini kabul etmek zorunda değilsin. O kişiye âşık da olsan..
Üzüntü hayatın bir parçası. Bazen çok üzülüyoruz ama sonra geçiyor. Her şey mi? Evet, er ya da geç üzüldüğün her şey geçecek. Sana söz veriyorum. Sevdiklerin seni üzdüğünde bile. Zaten, aslına bakarsan insanı bir tek sevdikleri üzebiliyor. Hiç üzülmemeye karar verirsek o zaman hiç kimseyi sevmememiz gerekir.
Her veda kalbimin ortasına düşmüş bir meteor gibi koyuyor hâlâ, ama hayat bir yol ve herkes kendi yolunu yürüyor. Bazen yollarımız yakınlaşıyor, birlikte yürüyoruz, ama bazen de uzaklaşıyor ve ayrılıyor yollarımız. Bizim yollarımız zaten nicedir ayrıydı da ben seni taşıyordum aklımda. Ama işte, yollar çok zor oluyor yükün varsa.