Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde hassas sorunlardan kaçılır genellikle, binbir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının yıkılacağından korkulur, ama bana sorarsan seninle bu kadın arasında derin, temelden bir fark var. Hayata bakışınız aynı değil.
- Sadede gel, konuş, Tuğrul Bey ne dedi?
- Sultan şöyle gürledi: “Şu Abbasiler de gülünç bir aşiret! Ataları bir zamanlar yeryüzünün en iyi yarısını fethetmiş, en zengin şehirleri kurmuşlar, bir de bugünkü hallerine bak! Ellerinden imparatorluklarını alıyorum, razı oluyorlar. Başkentlerini alıyorum, mutlu oluyorlar, beni armağanlara boğuyorlar ve Emirülmüminin bana diyor ki: ‘Allah’ın bana bahşettiği ülkelerin hepsini sana veriyorum, kaderini bana emanet ettiği tüm müminleri senin ellerine bırakıyorum.’ Sarayını, kendi şahsını, haremini kanatlarımın altına, himayeme almam için yalvarıyor bana. Ama kızını istediğimde isyan edip şerefini savunmaya kalkışıyor. Uğruna savaşmaya hâlâ hazır olduğu tek toprak parçası, bir bakirenin apış arası mı yani?”
Halife’nin soluğu kesilmişti, kelimeler bir nefes bulup da çıkamıyorlardı ağzından.