Çok hastayım. Bedenen değil, ruhen hastayım sevgilim. Senden vazgeçmiyor olmak değil derdim. Biliyorum. Seni paylaşıyor olduğuma şahit olmak beni hasta etti.
Sen hayatımı anlamlandıran en mühim tanımsın sevdiğim. Seninle nefes aldıkça yaşıyorum ben. Senden gittim diye yaşamıyorum sanma. Yaşıyorum elbet. Bitkilerde yaşar bu dünyada, bilirsin. İşte bahçenin bir köşesinde biten yabani birkaç ot kadar kıymetsizce yaşıyorum şimdi.
"Hayvanların yaptığı gibi neredeyse hafızasız yaşamak ve mutlu olmak mümkündür ama hiçbir şeyi unutmadan yaşamak imkansızdır." diye yazmıştı. " Ya da konuyu daha basit bir biçimde açıklarsak; uykusuzluk, derin düşünceye dalmak, tarihselliği hissetmek, yaşananlar için zararlı ve sonunda ölümcüldür.
"Güzel bir şeye bakınca ağlar mı insan?"
"Aglarmış demek ki" dedim. "Buna güzellik mi diyeceğiz, başka bir şey mi bilmiyorum ama Bu kadarı insan yüreğine ağır geliyor, kaldıramıyorsun. Ona bakarken Mevlana'nın dizeleri gelmişti aklıma:" Bu aşka ilahi diyemem korkarım/ İnsani diyemem utanırım."