... Kadınlar hızlı ama sessizce eve çekildiler , çocukları da önlerine kattılar . Bu kadar incinmiş bir erkeğin birden öfkeleneceğini , sevdiklerine kızabileceğini biliyorlardı . Erkekleri tozları arasında , düşünmek üzere kendi başlarına bıraktılar ...
Bu topraklar üzerinde doğduk , öldürüldük , öldük . İyi toprak olmasa , kötü toprak olsa da bizim burası . Bu yüzden bizim; burada doğduk , çalıştık , öldük diye ...
Sahipliği yaratan budur , üzerinde sayılar yazılı bir kağıt parçası değil .
Biliyoruz... Bunların hepsini biliyoruz . Ama iş bizde değil , bankada . Banka dediğin insana benzemez . On beş bin dönüm arazisi olan insan da insana benzemez zaten . Canavardır ...
İnsan başkaydı . Aldığı ürün karnını doyurmasına , bir de vergi vermesine yetse, toprağını elinde tutabilirdi ... Bu mümkündü .
Evet mümkündü .... günün birinde ürün olmayıp , bankadan borç almak zorunda kalıncaya kadar . İnsan , insan olarak bunu yapabilirdi .
Köylülere durumun mahiyetini açıklarken mal sahiplerinin kimisi yumuşak davranıyordu. Çünkü yaptıkları işten nefret ediyorlardı. Bir kısmı da çok öfkeliydi . Çünkü zalim davranmaktan nefret ediyorlardı. Bazısı da soğuktu . Çünkü soğuk olmadıkça mal sahibi olunmayacağını çoktan öğrenmişlerdi.