Mevlüt Çalışkan

“Bir ev için billûr bardak ne kadar lâzımsa, çöp tenekesi, yerleri silen paçavra da o kadar lâzımdır. Fakat birliğe yetişemeyen göz, bunu böyle göremez ve mânâyı idrak edemez. Halbûki dünyanın kıvamı zıtlarla muhafaza olur.” (Sâmiha Ayverdi)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Erbâb-ı lûtf u himmet o da bir zamân imiş Biz görmedük inâyet o da bir zamân imiş Yâr-i kadîmün itmez imiş dostân fedâ Yârânda mürüvvet o da bir zamân imiş Şimdi münâfıkânedür ülfet zamânede Ahbâb ile mahabbet o da bir zamân imiş Hâhiş ne bizde kaldı ne yâr ü ne yârânda Cünbüş mahabbet ülfet o da bir zamân imiş Ne zevkler itdük leyle-i helvâda yâr ile Ağzağza datlu sohbet o da bir zamân imiş Kim şimdi nazm u nesre ider Vâsıf i'tibâr İnşâ vü şi're rağbet o da bir zamân imiş *Enderûnlu Vâsıf * İyilik ve gayret sahibi kimseler varmış, o da bir zamanlar imiş. Biz görmedik ama yardımseverlik varmış, o da bir zamanlar imiş. Eski dostlarını etmezlermiş dostlar feda. Dostlarda insaniyet; o da bir zamanlar imiş. Şimdi ikiyüzlü kimselerle ahbaplık edilir. Ahbaplara sevgi göstermek; o da bir zamanlar imiş. Şimdi ne bizde, ne yarda, ne dostlarda heves kaldı. Eğlenmek, muhabbet etmek, kaynaşmak. O da bir zamanlar imiş. Ne kadar zevkli idi helva gecelerinde dost ile, Ağız ağıza tatlı sohbetler. O da bir zamanlar imiş.
ECİR VE SABIR- Hüseyin Rahmi Gürpınar Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserinde de mahalle kadınlarının örf ve âdetini işlerken bilgisizlik yüzünden yanlış yollara başvurduklarına dikkat çekmiştir. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu konuda bahsetmek istediği şey aslında iyi bir amaç doğrultusunda yapılan örf ve adetlerin abartılı davranışlar sonucu ne kadar da gülünç duruma geldiğidir. Bu nedenle aslında normal beklenen davranışlar gerçekleşmez ve tezatlık oluşur. Bu tezatlık gülmeye sebep olur. Hüseyin Rahmi’nin bu eserinin konusu; Behiye Hanım’ın oğlu Cemal’in ölümü üzerine cenaze evine gelen akrabaların Behiye Hanım’ı sakinleştirecekleri yere ona oğlunu ve oğluna ait eski hatırları hatırlatarak ona derin üzüntü yaşatmalarıdır. Komşular Behiye Hanım'a ecir ve sabır dilemek için gelirler fakat Behiye Hanımın acısını daha da deştikleri için Behiye Hanım üzüntüden hastalanmasına sebep olurlar. Sonunda Behiye Hanım ölür. Bu defa da komşular Behiye Hanım'ın annesi Şekure Hanıma ecir ve sabır için gelirler. Şekure Hanım kimseyi eve sokmaz. Odunluktan aldığı bir odunla ecir ve sabırcıları yaralar. Komşular Şekure Hanım’ın çıldırdığını düşünerek onu hastaneye yatırırlar. Şekure Hanım hastanedeyken hala evine ecir ve sabır için gelenleri duyunca gerçekten delirir. Bu hikâyede ortada komik bir durum yokken hatta tam aksine bir matem teması işlenmişken okuyucuda ve dinleyicide güldürücü sonuçlara neden olmuştur. Bunun sebebi cenaze evine gelen tanıdıkların sadece örf ve âdeti yerine getirmek için bir araya gelmesi ve içlerinde bir ölüm acısı bulunmamasıdır. Oysaki Behiye Hanım için bu durum tam tersidir. Oğlunu yeni kaybetmiş bir anne olan Behiye Hanım acılar içinde kıvranmaktadır. Mahalle kadınlarının cenaze evinde konuştukları mevzular (bilgisizlik yüzünden) ateşin üzerine bir bidon
1000Kitap
Olaylann kumaşını dokuyanlar ve yapanlar (olayları meydana getirenler) insanlardır. Bu öyle bir kumaş topudur ki bir ucu insanlığın doğuş ile başayıp durmadan sürüp giderek insan soyunun ancak ölümünde bitecek olan diğer ucuna kadar uzayıp gidecektir.

Mevlüt Çalışkan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
Beğendi
·
2020 2. kitabı
D. Mehmet Doğan
7/10 · 5 okunma