Mesele, bilmek değil olmak. Aslolan bilmek değil, bulmak ve olmak. Bilmeden bulunmaz, bulmadan olunmaz. Olma'dansa “hiç” bilinmez.
Okuma, sadece okuma-yazma çabasından ibaret değil. Okuma, hayata değme, insana dokunma, hakikati dokuma çabasıdır. Dünyayı, eşyayı, olayları anlama, idrak etme, yorumlama eylemi, aynı zamanda. Dahası, kişinin kendini okuması, özünde.
O yüzden 3K ile özetlediğim üç tür okumadan söz edilebileceğini düşünüyorum: Kitab-ı Hakikat'ı okuma, Kitab-ı Kainât'ı okuma ve kişinin kendini okuması.
Okuma, bir dokuma eylemi, çok katmanlı bir inşa çabası... Öncelikle kişinin kendini inşası. İnsan, “tabula rasa” (boş levha) olarak doğmaz ama “tabula rasa” gibi görünen bir dünyaya, o dünyaya önce anlam sonra nizam vermek üzere doğar.