“Duyu organlarının sağlamlığı, kalbin sağlamlığı ile mümkündür; kalbin bozulmasıyla birlikte onlar da bozulur.”Dolayısıyla Tirmizi'nin rikkat ile analiz ettiği sadr (sine), kalp, fuat (gönül) ve lüb (en içteki akıl), hakikat deneyimimizde ayrı ayrı organlar olarak çalışmak yerine, tek bir bilişsel ve ruhsal çerçeve sağlarlar. Hz. Peygamber'in şu meşhur hadisi, bu kalp anlayışını ve diğer fakülte ve duyu organlarıyla ilişkisini özetlemektedir: “Şüphesiz, bedende küçük bir et parçası vardır; eğer o iyiyse tüm vücut iyidir ve eğer o bozulmuşsa tüm vücut bozulur. Bu et parçası kalptir.” Tasdik yani “onay” veya “doğrulama”nın asıl yeri olan kalp, duyusal ve kavramsal bilgiyi bir araya getirerek üniter bir gerçeklik deneyimi sağlar.