Çocuk yaşta ezberlenilen bilgiler unutulmaz derler ya, doğrudur. İşte beş-altı yaşında babasının ödev olarak ezberlettiği:
Kanadı bitse bir mürun sanır hayra işârettir Velâkin bilmez anı kim zevâline delâlettir
şiiri Sadettin Ökten bugün şöyle açıklıyor: Bir karıncanın kanadı çıksa bunu kendisi için hayra işaret zanneder. Velakin onun kendi ölümüne delalet olduğunu bilmez. Ezberlenen bu beyitlerin her biri bir “şiir-i berceste” ve “hikmet” örnekleridir. Yüzyılların imbiğinden damıtılarak hafızadan hafızaya bugünlere kadar gelmiştir. Duygu ve düşüncelerimizi yansıtan, toplum hafızasına tercüman olan şiirlerdir bunlar. Hayal ürünü deyip geçemezsiniz. Dolayısıyla yaşanmış bir tecrübenin, bir maceranın, hayat hikâyesinin bir yansımasıdır. Sadettin Ökten'in hatırladığı kadarıyla Celâl Hoca Miraç gecelerinde hep şu beyti okurmuş:
Ervâh-ı rusül cemâat oldu
Allah bilir ne hâlet oldu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yine şairin dediği gibi:
Sineden elsineye sıçramayan ma'ni-i sâf Benzer ol nakde ki bi-süd yatar mahzende
Yani, zihnimizdeki orijinal ve saf düşünceler dille ve yazı ile ifade edilmedikten sonra ne işe yarar!? Bu aynen yerin altında yatan ve gerektiği zaman kullanılamayan çok kıymetli altın ve gümüşe benzer. Ama gün gelir bir gün muhakkak değeri anlaşılır. Bu insanlar da böyledir. Toprağa atılmış mücevherler gibi, gelecekte kıymetini anlayacak insanlar mutlaka çıkar.
Bundan da anlıyoruz ki, Mehmet Niyazi Özdemir'in “Menderes'in günahını işleyen hoca!) dediği Celâl Hoca'nın yanında, “Menderes'in günahını işleyen Bakan” (!) sözünü de Tevfik İleri'ye yakıştırabiliriz. Daha doğrusu Tevfik İleri, tüm cesaretini toplayarak Celâl Hoca'nın düşüncelerini kuvveden fiile çıkarmış bu toprağın yetiştirdiği asil ve cesur bir adamdır.