Celâl Hoca anladı ki iş başa düşmüştür. Bunun üzerine tanıdığı iş adamlarıyla tek tek görüşür. “Ashab-ı hayr” dediği bu iş adamlarını İlim Yayma Cemiyeti adı altında bir araya getirir. Cemiyet üyeleri bu sıralarda yangından mal kaçırırcasına kapatılmış ve harabe haline gelmiş daha çok camileri tamir ettiriyor, kimi mescitlere şadırvan yaptırıyor, halı kilim alıyordu. Celâl Hoca onları toplayarak:
- “Çok güzel işler yapıyorsunuz fakat cemaatsız cami ne işe yarar! Cemaat için de bilgili imam lazım. Azıcık tarih, coğrafya, kimya, fizik bilmeli ki lise ve üniversite talebesinin karşısında otursun imamlık yapsın” dedi." İşte bu hayır sahiplerinin yardımıyla Celâl Hoca aktif bir performansla çalışarak İmam-Hatiplerin gün yüzüne çıkmasına öncülük etti. İzin aldıktan sonra onun dışında her türlü işi yapmakla kendini mükellef kıldı. Devlet o zaman izin vermekten ve hocaların maaşını ödemekten başka bir şeye karışmadı.