Türk'ün yurtseverliğine örnek olarak Hun devletinin kurucusu olan Mete'yi gösterebiliriz. Tatarlar hükümdarı, savaş ilanına bir neden olmak üzere önce, onun çok sevdiği bir atı istedi. Bu at, saatte bin fersah uzunluğunda yol alıyordu. Mete, vatandaşlarını savaşın olumsuzluklarından korumak için bu atı Tatar hakanına gönderdi. Tatar hakanı, savaşa bahane arıyordu. Bu sefer de Mete'nin en sevdiği eşini istedi. Bütün beyler, kurultayda savaş ilanını istedikleri hâlde Mete "Ben, vatanımı kendi aşkım uğruna çiğnetemem!" diyerek sevgilisini düşmana vermek gibi büyük bir fedakârlığı kabul etti. Bunun üzerine Tatar hakanı, Hun ülkesinden hiçbir ürünü olmayan, ekinsiz ormansız, madensiz, halksız bir arazi parçasını istedi. Kurultay bu faydasız toprağın verilmesinde hiçbir sakınca olmadığını söylemişken Mete: "Vatan, bizim mülkümüz değildir. Mezarda yatan atalarımızın ve kıyamete kadar doğacak torunlarımızın bu kutsal toprak üzerinde hakları vardır. Vatandan isterse bir karış kadar olsun yer vermeye hiç kimsenin yetkisi yoktur. Bundan dolayı savaşacağız. İşte, ben atımı düşmana doğru sürüyorum. Arkamdan gelmeyen idam olunacaktır!" diyerek Tatarların üzerine yürüdü. Eski Türklerin gözünde vatanın ne kadar değerli olduğunu, bu tarihî olaydan anlayabiliriz.