Ahlakınızla farklı olun, davranışlarınızda nazik, sözlerinizde zarif olun.
Ne güzel söylemişlerdir: "Cebinde bir Mushaf taşıman önemli değildir, asıl önemli olan ahlakında bir ayetin bulunmasıdır.
İnsanlar bizi sevdikleri zaman, davetimizi de severler. Eğer biz kötü örnekler olursak, başkaları niçin kendi hallerini bırakıp bize benzemeye çalışsın ki?
Muhtaç olana yardım et, az da olsa. Aç birinin karnını doyur, bir somun ekmek bile yetebilir. Bir kişinin acısını hafiflet, küçük bir ilaç bedeliyle bile olsa. Bir anlaşmazlığı, yalnızca güzel bir sözle bile olsa düzeltmeye çalış.
Sıradan insanlara, muhtaçlara ve ezilmişlere yönelmek davetten alıkoymaz; bilakis o da bir davettir. Kalpleri kazanmadan bedenleri nasıl kazanabiliriz?
Kendimizi aşmadıkça kemale erişemeyiz. Önemli olan hakkın ortaya çıkmasıdır, başkasının eliyle de olsa. Bizim elimizle gerçekleşmese de önemli olan adaletin gerçekleşmesidir.
Kendi payını düşünüp kaygılanma!
Bizim dinimiz “iyiye vesile olan yapan gibidir.” diyen bir dindir.
İşte Ömer bin Hattab! Uzun süre Allah’ın dinine engel olmaya çalışan biriydi.
Derken Peygamber’imizin (sallallahü aleyhi ve sellem) şu duası onu buldu: “Allah’ım! İslam’ı iki Ömer’den biriyle güçlendir!” Ve Ömer hemen gelip dedi ki:
“Ey Allah Resulü, biz hak üzere değil miyiz, onlar batıl üzere değil mi?”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu: “Evet.” Bunun üzerine Ömer dedi ki: “O hâlde neden dinimizde zilleti kabul edelim?”
İşte böyle... Bir anda, en koyu inkârdan imanın doruğuna yükseliş!
Ne gariptir, iman insanın ruhunda neler yapıyor!