Garp yeli

Garp yeli
Free Palestine Müteferriç... Atlara ve uzaklara.
Kan ve Kuyu
​Sen misin kurban, Yoksa ben miyim İsmail? Seven mi can verir sessizce, Sevilen mi bilemez kesildiğini? ​Bir elim sende asılı kaldı, Diğeri o derin sızıda... Akıyor İsmail, durduramıyorum, Belki de akmalı, durmamalı. ​Yusuf kuyuda beklerken öylece, Dudağı çatlamış, susuz kalmamalı. Madem hayat verecek birilerine; Varsın aksın, toprağa karışmalı. ​Kanımız akıyor İsmail, Hayır, kanımız akmıyor aslında; O, vurduğu yerden bihaber, Bilmiyor içimizden neyi kopardığını. ​Öyle bir çıkmaz ki bu İsmail; Hem kurban benim, Hem vurulan benim... Kendi bıçağında can çekişen benim. Garp yeli
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ey Köhne Yalnızlık ​Ey köhne yalnızlık! Seni rab edinmeyeceğim. Yalnız geçeceğim belki bu yollardan, İliklerime işleyecek o soğuk sızı; Ama yine de seni rab edinmeyeceğim. ​Sokaklarda tek başıma yürüyecek, Babamın mezarına kimsesiz gideceğim. Gidip bir çiçek alacağım kendime, Ama sana asla boyun eğmeyeceğim. ​Ey biçare dünya! Seni de rab edinmeyeceğim. Sokaklarda çığlık çığlığa koşan çocuklar, Parklarda bir oturup bir kalkan sevgililer... Annesini, babasını sevdiğini söyleyip Onları bakımevlerine terk edenler; Sizin o "sevginizi" rab edinmeyeceğim. ​Çiçekleri koparıp sevdiklerine verenler, Onları fotoğraflarına süs, Yalnızlıklarına arkadaş edenler... Papatyalara yapılan o büyük zulümden sonra, Sizin çiçek sevginizi de rab edinmeyeceğim. ​Rab edinmeyeceğim attığınız o boş nâraları, Ve modası geçmiş kalabalıklarınızı... Ah, edinmek ne kadar kolay!
nur üstüne nur
​"Dert üstüne dert" dersin, Vardır elbet bir hikmet. Yine Sensin tek teselli, Budur en büyük lezzet. ​Vardır karanlıklar içinde karanlıklar, Aydınlığınla Sen aydınlat! Bir Sensin gönlüme merhem, Bir Sensin dilime aşikâr. ​Ey nur üstüne nur, Ey Furkan! Garp yeli
Şiir
Mıhlanmış Zaman
​Arkama bakmadan yürüyorum bu yolu, Özlüyorum, evet... ama bakmıyorum geriye. Parmaklarımda bir sigara, Dumanı havada asılı, kederden bir hare. ​Aşağı doğru süzülüyor o ağır sis, Ardından toprağa sessizce inen çiğ. Anın tadına varıyorum, kimsesiz, Dünya duruyor, içimdeki gürültü bitti. ​Sessiz, sakin... Mıhlanmak olduğun yere, Belki de donmak öylece; En azından hissizleşene kadar, En azından geçene kadar bu gece. ​Derken bir sızı, bir hatıra; İçimi ısıtıyorsun. Yine de özlüyorum işte; Seni, en çok da sesini... Garp yeli
Şiir
Silinen Hayatın Gölgesinde
​Yalnızlığa alışmak zor, Sessizliği bir kuyu gibi dinlemek zor. İnsan kendi içinde bile dinlenemezken, Zordur her eksilen sesle biraz daha eksilmek. Her giden sima, her kaybolan görüntü; Zamanla kararır her şey, renkler çekilir, Fakat bazen o zifiri karanlık, her yerden daha sevimli. ​Yalnızlığa alışmak zor, Bir başına ıslık çalmak, şarkılara sığınmak... Ötekileşmek, kendine bile yabancılaşmak, Ve bir bir terk etmek elinde kalan her şeyi. Aslında silinen ne simalardır ne de şehirler; Yavaşça silinen, ömrün kendisidir. ​Geriye kalan tek canlı, hatıralar; En tatlı olanlar ve en acımasız vuranlar... Zihnin dehlizlerinde yüzlerce yeni yüz, Daha güzel, daha özel hayaller kurulur. Her şeye rağmen o boşlukta yankılanır: Yalnızlığa alışmak çok zor... Garp yeli
Şiir