Kütüphanelerdeki kitaplar "okunmak için" vardır. Ödünç kitap vermiyoruz gibi bir saçmalığı anlamak mümkün değil. Vay sonra niye kitap az okunuyor. İş çıkmasın da milletin başına, aman uğraşmasınlar. Herkes her ay 4-5 kitabı alabilecek imkana sahip değil, uzak kütüphanelere gidebilecek imkana da. Yazık gerçekten yazık...
(Kuralları uygulamak zorunda olanları tenzih ederim.)
Rivayet edilir ki, yeryüzü krallarından birinin, hizmetinde kusur edenleri önüne atmak için beslediği yırtıcı köpekleri varmış... Kralın, uzun yıllar boyunca kendisine hizmet eden bir veziri vardı. Bir gün bu vezir, hizmetinde bir defalık kusur işledi. Kral, öfkesine kapılarak onun köpeklere atılarak parçalanmasını emretti.
Vezir, cezadan önce bir hafta mühlet istedi. Kral kabul etti. Bunun üzerine vezir, köpeklerin bekçisine gidip dedi ki: “Evine git; bu hafta köpeklerle ben ilgileneceğim.” Vezir, bir hafta boyunca köpeklere yemek verdi, onları güzelce besledi ve gönüllerini kazandı.
Bir hafta sonra kral, veziri köpeklere attı. Fakat köpekler ona hiçbir zarar vermedi. Kral şaşkınlıkla sordu: “Yoksa köpekleri büyüledin mi?” Vezir cevap verdi: “Hayır, onları büyülemedim. Sadece bir hafta boyunca onlara hizmet ettim, onlar da bu iyiliğimi unutmadı. Ama ben sana yıllarca hizmet ettim, sen bunu bir defalık hatamla unuttun.”
İşte bu, yeryüzü krallarının ahlâkıdır. Oysa göklerin Meliki bambaşkadır: Bir ömür boyu kendisine isyan edilse bile, bir anda affeder; ömür boyu O’na karşı gelinse bile, bir saniyede hoşnut olur.
O hâlde O'ndan yüz çevirme, çünkü O senden yüz çevirmez.
Muhtaç olana yardım et, az da olsa. Aç birinin karnını doyur, bir somun ekmek bile yetebilir. Bir kişinin acısını hafiflet, küçük bir ilaç bedeliyle bile olsa. Bir anlaşmazlığı, yalnızca güzel bir sözle bile olsa düzeltmeye çalış.
Sıradan insanlara, muhtaçlara ve ezilmişlere yönelmek davetten alıkoymaz; bilakis o da bir davettir. Kalpleri kazanmadan bedenleri nasıl kazanabiliriz?