"Herkes bana 'Geleceğin için ne yapacaksın?' diye soruyordu. Kimse 'Bugün nasılsın, mutlu musun?' demedi. Bu dükkanda ilk defa birisi bana sadece kahveyi nasıl demlediğimi sordu, diplomamı değil."
"İyi bir işin kesin bir tanımı yoktur. Önemli olan, o işin sizi tüketip tüketmediğidir. Sizi yavaş yavaş yok eden, her sabah ayaklarınızın geri geri gitmesine sebep olan bir iş, ne kadar çok kazandırırsa kazandırsın iyi bir iş olamaz."
"Yıllarca sadece iyi bir işe girmek, toplumun gözünde 'birisi' olmak için çalıştım. Ama o mülakat odalarında, o takım elbiseli insanların karşısında kendimi hep bir hiç gibi hissettim. Benim değerimi belirleyen şey gerçekten onların iki dudağının arasında mıydı?"
"Her sabah kahve makinesini çalıştırmak, kitapları raflara dizmek, masaları silmek... Bu küçük ve sıradan tekrarlar bana dünyada güvenli bir yerim olduğunu hatırlatıyor. Rutinler benim gizli iskelem."
"Mutsuz bir fedakar olmaktansa, mutlu bir bencil olmayı tercih ederim. Evet, belki de bencilce davrandım ve her şeyi arkamda bıraktım. Ama nefes alamıyordum; boğulan birinin can havliyle suyun üzerine çıkmaya çalışması bencillik sayılabilir mi?"