Zehra Gaylan profil resmi
5 okur puanı
09 Ara 2019 tarihinde katıldı.
  • 163 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    KİTAP TAVSİYEM
    ALINTILAR
    Erir içimde umutlar bir bir,kader öyle kahpedir
    Bir avuç toprağa "Sevdiğim" dedirir...
    Sevdim!Sevgimin ayıbını kalbime sakladım.Kendimi dünyanın telaşına sardım.
    Savurdum çığlıklarımı içimdeki en kuytu yalnızlığa.Senden bir ses beklerim sessiz feryadıma...
    Her an aklımdasın.Sadece seni düşünüyorum.Gözlerimi
    kapadığımda bile hayalin var hep karşımda...
    Çok mutluyum.
    Mutluluğum bozulacak diye korkuyorum...
    Aşkı bul ve bulunca da sakın bırakma...
    O,gözden kaybolduğunda bile giderken bıraktığı boşluğa baktım.İçim coşkun bir deniz gibi kabarmıştı...
    Denizin dalgaları,sıra sıra kıyıya bağlanmış sandalları döverken,ruhumun dalgalarında can çekişiyordum...
    Geçmişin tozlu raflarında saklanan,bir masal gibiydi aşk...
    Bir mesnevide can bulur,Leyla diye çıkardı karşımıza aşk...
    Her kalp aşk diye atar aslında...
    Ben
    Aşk'a inanmıyorum artık...
    Dışarısı kar buz,içim cehennem sıcağı...

    KİTAP HAKKINDA

    Size
    "Aşk'ı beş duyu organınla tarif et " deselerdi edebilir miydiniz?
    İrem tarif etti biliyor musunuz?Hemde hiç düşünmeden,bir çırpıda...
    Haydi siz şimdi ne cevap verirdiniz onu düşünün,bende biraz kitaptan bahsedeyim...
    Okuldan araştırma ödevi verilen İrem,ödevini yapabilmek için Kocaeli'ye gitmek üzere yola çıkıyor.Son anda yetiştiği için şoför yanında,muavin koltuğunda yolculuk yapmak zorunda kalıyor ve başlıyor yolun güzel manzarasını izlemeye.Lâkin arada istemsizce şoförün kendince konuşmalarına kulak veriyor ki ,bunlarda hiç iç açıcı şeyler değil
    Neler oluyor diye kafa yoramadan,karşı arabanın sürücüsü ile gözgöze geliyor ve gözlerini kapattığı anda kaçınılmaz kaza gerçekleşiyor...
    Geçirdiği kaza sonucu tam üç ay hastanede yatan İrem,kendine gelip taburcu olduğunda etrafında sevdiklerini görüyor,bir kişi hariç
    Babaannesiyle vakit geçirmeyi seven İrem,1940yılına ait büyük aşkları dinledikçe,kendinden geçiyor.Hem de Babannenin gerçek aşk hikayelerini...
    Fatma ile Ahmet'in hikayelerini...Okurken dalıp gideceğiniz,kitap bitmesin diye ağır gideceğiniz,birbirinden kıymetli hikâyeler...

    "Günümüz aşkları hayal
    Eskilerin aşkları masal"

    diyen
    yazarımız,kanaviçe gibi işlemiş kitabına hikâyeleri,mektupları,aşkları...
    İrem,kendisine hediye edilen kolyenin sırrını çözebilecek mi?
    Kendi kolyesinin sırrını ararken,babannesinin boynundaki kolyenin hikayesini dinleyince ne tepki verecek?
    Siz
    Aşık mısınız?
    Maşuk musunuz?
    Hiç sevdiğinize mektup yazdınız mı?
    Ya da sevdiğinizden mektup aldınız mı?
    Fatma ile Ahmet'in kıskandıran mektuplarında neler yazıyordu dersiniz?
    İrem'in kendisinden on üç yaş büyük sevgilisini öğrenen ailesi,ne tepki verecek?
    Dört yapraklı yonca'nın
    Her bir yaprağı ne anlama geliyor?
    Rüyalarında gördüğü adam ile gerçek hayatta tanışan kim?
    Tüm bunlar ve daha fazlası için kitabı mutlaka okumalısınız

    Sloganım belli
    Kitap hediye eden,altın bulsun . . . ZeHra

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • 163 syf.
    ·Beğendi·İnceledi·Puan vermedi
  • 600 syf.
    ·Beğendi·10/10
    KİTAP TAVSİYEM
    ALINTILAR
    Türk Milleti demek,Türk dili demektir.Türk demek,Türk dili demektir.Türk demek Türkçe demektir.Türk dili,Türk Milleti'nin kalbidir,zihnidir...
    Ortada Türkçe yoksa,Türk de yoktur...
    Dilimiz Türkçe,Türk Milleti olarak bizim varlık ve bekâmızın bir numaralı temel taşı ve temel direğidir.
    Artık
    Afedersiniz , özür dilerim ,lütfen,anlayamadım,tekrarlar mısınız? Yerine "pardon"dendiğini biliyor muydunuz?
    Din; ruhsuz,aşksız,şevksiz,heyecansız,sırf bedeni disiplin ve hareketlere bağlı bir takım uygulamalardan ibaret duruma düşürülmüştür...
    Bir millet,yeni nesillerinin kafasını ve gönlünü,kendi seçkin şahsiyetleri ile doldurmaz ve boş bırakırsa,başka milletlerin seçkin şahsiyetleri gelir ve boş bulduğu o kafaları ve gönülleri doldurur...
    Sözlerin mutlak doğrusu,şaşmazı,zamanla değerden düşmezi ve değer kaybetmezi,Allah kelamıdır...
    Tarihte büyük işler yapmış,büyük başarılara imza atmış milletlerin hayatında,gözden kaçırılmaması gereken en muhim hususlardan biri de,o milletlerin,tarihleri boyunca,zaman zaman bir kısım seçkin şahsiyetlere sahip olmalarıdır...
    Türk Hakanları ve Türk Başbuğları halkı çeşitli yollarla zulüm ve baskı altında tutulan ezâ ve cefalara ma'ruz bırakılan ilâhi nizam,intizam ve düzene aykırı uygulamalarda bulunulan ülkelere müdahale ederler...
    Akreple yılan da sokuculuk_zehirleyicilik ne ise,sivrisinekle_kenede kan emicilik ne ise,Sömürgeci_Soykırımcı haçlıa Türk düşmanlığı da odur...
    ...Türk Milleti!
    Hatadan dön,yanlış yoldan dön,vazgeç,yaptığın yanlış işten pişmanlık duy!Disiplinsizlik etdin,düzensizlik etdin! Silahlı kişiler nereden gekerek seni dağıtdı?Mızraklı nereden gelerek seni sürüp götürdü?
    Geldi geçti ömrüm benim
    Şol yel esip geçmiş gibi
    Hele bana şöyle gelir
    Bir göz açıp yummuş gibi...
    KİTAP HAKKINDA
    Sevgili arkadaşlarım,bu kitap öyle bir kitap ki,her sayfası altı çizilerek okunmalı ve altı çizilen her cümle alıntı diye yayınlanmalı.İçerisinde doğru bildiğimiz yanlışlardan tutun da doğru tanıdığımıza inandıklarımızla ilgili dahi bilgiler içeriyor.
    Kitaptan kısaca bahsetmek mümkün olmasa da,en azından birkaç sayfadan bilgi vermeye çalışayım müsadenizle...
    Yunûs Emre'nin Allah'ın kelamı Kur'an_ı Kerim'in o ilâhi ve esrarengiz üslubuna benzer bir üslûpla şiirlerinde hep Kur'an'ın yeryüzüne ve insanlığa getirmiş bulunduğu ilâhi aşk'ı terennüm ettiğini ifade ederek karşılıyor kitap bizi.
    Tanrı elçisi peygamberimiz diyor ki :
    Başlığı altında,peygamberimizin söylediği sözlere yer veriliyor.
    Tanrı tarafından belirlenen seçkin şahsiyetlerin,
    Takvim Hayatı ve
    Görev Hayatı adı altında iki çeşit hayatı olduğunu vurgulayan yazarımız,önemli olan vazife hayatıdır,takvim hayatı bilinmese,eksik bilinse de olur diyor.
    Bu konuda Yunûs ile ilgili yazılan eserlerin hakkı verilmediği için üzüntüsünü dile getiren sayın Arıkan,
    Zorlu araştırmalar sonucu hazırlamış olduğu Yunûs Emre kitaplarını yıllarca maddi imkansızlıktan basamadığını,sırf bu yüzden il,ilçe geze geze konuşmalar yaparak bildiklerini anlattığını vurguluyor.Öyle ki;
    Bir konuşmasında profesör ayağa kalkıp,helal olsun size hocam,tebrik ederim sizi.Biz profesör olmuşuz da bir Yunûs u tanıyamamışız diyerek ayakta alkışlıyor...
    Hiçbir okuyucumuz ,Yunûs'u tanıtan eserlerimizi sadece kendisi okumuş,tanımış olmakla kalmasın.Çevresindeki insanların okuyup tanımasına da vesile olsun diye dileğini bildirerek kitaba veda eden Arıkan,her bir okuyucumuz Türk Milletinin evlatlarını bilgilendirme ve aydınlatma görevi ile sorumlu olduğunu bilsin istiyor
    Peki,gerçekte Yunûs kim?
    Yunûs'un mukaddes görevi ne?
    Mustafa Kemal Atatürk ile Yunûs'un ortak paydası ne?
    Türkçe niçin bu kadar önemli?
    Kullandığımız hangi yanlış kelimelerden vaz geçmeliyiz?
    Türklerin hayatındaki seçkin şahsiyetler kimler?
    Tarihi tarihçilere bırakmalı mıyız?
    Bırakmamalı mıyız?
    Türk Hakanları ve Türk Başbuğlarının asil görevi nedir?

    Daha bahsedemediğim birçok konu,soru ve cevapları için mutlaka kitabı okuyun
    Atatürk ve Yunûs Emre sevgisi ile dolup taşan yazarımızın ellerinden saygı ile öpüyorum.
    Rabbim sağlık ve uzun ve ömürler versin.Bizleri aydınlatan kalemi var'olsun.Hakkını ödeyemeyiz,saygılarımla...

    Tavsiye ederim
    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • 600 syf.
    ·Beğendi·İnceledi·10/10
  • KİTAP TAVSİYEM
    ALINTILAR
    Türk Milleti demek,Türk dili demektir.Türk demek,Türk dili demektir.Türk demek Türkçe demektir.Türk dili,Türk Milleti'nin kalbidir,zihnidir...
    Ortada Türkçe yoksa,Türk de yoktur...
    Dilimiz Türkçe,Türk Milleti olarak bizim varlık ve bekâmızın bir numaralı temel taşı ve temel direğidir.
    Artık
    Afedersiniz , özür dilerim ,lütfen,anlayamadım,tekrarlar mısınız? Yerine "pardon"dendiğini biliyor muydunuz?
    Din; ruhsuz,aşksız,şevksiz,heyecansız,sırf bedeni disiplin ve hareketlere bağlı bir takım uygulamalardan ibaret duruma düşürülmüştür...
    Bir millet,yeni nesillerinin kafasını ve gönlünü,kendi seçkin şahsiyetleri ile doldurmaz ve boş bırakırsa,başka milletlerin seçkin şahsiyetleri gelir ve boş bulduğu o kafaları ve gönülleri doldurur...
    Sözlerin mutlak doğrusu,şaşmazı,zamanla değerden düşmezi ve değer kaybetmezi,Allah kelamıdır...
    Tarihte büyük işler yapmış,büyük başarılara imza atmış milletlerin hayatında,gözden kaçırılmaması gereken en muhim hususlardan biri de,o milletlerin,tarihleri boyunca,zaman zaman bir kısım seçkin şahsiyetlere sahip olmalarıdır...
    Türk Hakanları ve Türk Başbuğları halkı çeşitli yollarla zulüm ve baskı altında tutulan ezâ ve cefalara ma'ruz bırakılan ilâhi nizam,intizam ve düzene aykırı uygulamalarda bulunulan ülkelere müdahale ederler...
    Akreple yılan da sokuculuk_zehirleyicilik ne ise,sivrisinekle_kenede kan emicilik ne ise,Sömürgeci_Soykırımcı haçlıa Türk düşmanlığı da odur...
    ...Türk Milleti!
    Hatadan dön,yanlış yoldan dön,vazgeç,yaptığın yanlış işten pişmanlık duy!Disiplinsizlik etdin,düzensizlik etdin! Silahlı kişiler nereden gekerek seni dağıtdı?Mızraklı nereden gelerek seni sürüp götürdü?
    Geldi geçti ömrüm benim
    Şol yel esip geçmiş gibi
    Hele bana şöyle gelir
    Bir göz açıp yummuş gibi...
    KİTAP HAKKINDA
    Sevgili arkadaşlarım,bu kitap öyle bir kitap ki,her sayfası altı çizilerek okunmalı ve altı çizilen her cümle alıntı diye yayınlanmalı.İçerisinde doğru bildiğimiz yanlışlardan tutun da doğru tanıdığımıza inandıklarımızla ilgili dahi bilgiler içeriyor.
    Kitaptan kısaca bahsetmek mümkün olmasa da,en azından birkaç sayfadan bilgi vermeye çalışayım müsadenizle...
    Yunûs Emre'nin Allah'ın kelamı Kur'an_ı Kerim'in o ilâhi ve esrarengiz üslubuna benzer bir üslûpla şiirlerinde hep Kur'an'ın yeryüzüne ve insanlığa getirmiş bulunduğu ilâhi aşk'ı terennüm ettiğini ifade ederek karşılıyor kitap bizi.
    Tanrı elçisi peygamberimiz diyor ki :
    Başlığı altında,peygamberimizin söylediği sözlere yer veriliyor.
    Tanrı tarafından belirlenen seçkin şahsiyetlerin,
    Takvim Hayatı ve
    Görev Hayatı adı altında iki çeşit hayatı olduğunu vurgulayan yazarımız,önemli olan vazife hayatıdır,takvim hayatı bilinmese,eksik bilinse de olur diyor.
    Bu konuda Yunûs ile ilgili yazılan eserlerin hakkı verilmediği için üzüntüsünü dile getiren sayın Arıkan,
    Zorlu araştırmalar sonucu hazırlamış olduğu Yunûs Emre kitaplarını yıllarca maddi imkansızlıktan basamadığını,sırf bu yüzden il,ilçe geze geze konuşmalar yaparak bildiklerini anlattığını vurguluyor.Öyle ki;
    Bir konuşmasında profesör ayağa kalkıp,helal olsun size hocam,tebrik ederim sizi.Biz profesör olmuşuz da bir Yunûs u tanıyamamışız diyerek ayakta alkışlıyor...
    Hiçbir okuyucumuz ,Yunûs'u tanıtan eserlerimizi sadece kendisi okumuş,tanımış olmakla kalmasın.Çevresindeki insanların okuyup tanımasına da vesile olsun diye dileğini bildirerek kitaba veda eden Arıkan,her bir okuyucumuz Türk Milletinin evlatlarını bilgilendirme ve aydınlatma görevi ile sorumlu olduğunu bilsin istiyor
    Peki,gerçekte Yunûs kim?
    Yunûs'un mukaddes görevi ne?
    Mustafa Kemal Atatürk ile Yunûs'un ortak paydası ne?
    Türkçe niçin bu kadar önemli?
    Kullandığımız hangi yanlış kelimelerden vaz geçmeliyiz?
    Türklerin hayatındaki seçkin şahsiyetler kimler?
    Tarihi tarihçilere bırakmalı mıyız?
    Bırakmamalı mıyız?
    Türk Hakanları ve Türk Başbuğlarının asil görevi nedir?

    Daha bahsedemediğim birçok konu,soru ve cevapları için mutlaka kitabı okuyun
    Atatürk ve Yunûs Emre sevgisi ile dolup taşan yazarımızın ellerinden saygı ile öpüyorum.
    Rabbim sağlık ve uzun ve ömürler versin.Bizleri aydınlatan kalemi var'olsun.Hakkını ödeyemeyiz,saygılarımla...

    Tavsiye ederim
    Sevgiler
    ZeHra Gaylan

    #uyanişyayınevi
    #yamanarıkan
    #yunusemrevemukaddesgörevi
    #okudumbitti
    #kitapyorum
    #yunusemre
    #ahmetbilgearıkan
  • KİTAP TAVSİYEM
    Bu dünyayı değiştirecek,zalimin düzenini yıkacak,adaleti tesis edecek,insanlığa anlam katacak olanlar :
    Yazarlar,ressamlar,şairler kısaca; fikir sanatkarlarıdır...
    Okuyan ve farkında olan insanlar her dönemde başkaldıran,çarklara çomak sokan,yanlışları söylemek cesaretini gösteren insanlar olarak sevilmedi,sevilmiyor ve muhtemelen de sevilmeyecek...
    Tatlı dillerin ardında ne küfürlerin saklandığını,ne hesapların yapıldığını kimse bilmez;çünkü bu dil maskesidir...
    Kaldır perdeni,çıkar maskeni,bak aynaya,söyle kimsin sen insan?
    Çocukları aç unutan,içinde bölünüp dışında birleşen,barıştan ayrılıp kavgayla bütünleşen,koyu karanlıkta ışıktan noksan,söyle kimsin sen insan?Cesaret maskesiyle korkarak yaşayan,sorsan her şeyi kendince açıklayan dön bak aynaya,yalan gerçeğe,gerçek yalana dönüşmüş ,ruhundan şeytana bir parça düşmüş...
    Başını nereye çevirsen masumiyet maskesi altından çıkan bir canavar.Kimi kürsüde,kimi sokakta,kimi o yüksek m akamında ,kimi adalet dağıtıldığı söylenen yerlerde kimi en yakınımızda...
    Maskeler engellenemez,maskeler ancak yok edilebilir.Maskeleri yok etmenin yöntemi ise,maske kullanmayı gerektirmeyecek bir ahlâk düzeyine ve yaşam düzlemine ulaşmaktır...
    Duyduğunu susmak,ömrünü özürlü yaşamaktır...
    Gerçekler,düş ve hayalden daha güçlüdür...
    Bir çakı alıp,tüm çınarlara isminin baş harfini kazımak geçer içimden,yanına kendi baş harfimi eklemek için.Baş harflerimizi yüzyıllara kazıyasım var.Ve çocuk ruhumu sana armağan edesim...
    Biz mi yaşama heyecanını kaybettik,yoksa heyecan mı bizi terk etti?Veya şimdi insanlar sahip olduklarını kaybetme kaygısını taşıyarak o heyecanı mı unuttular?Oysa biz eskiden,nasıl da heyecanlıydık...
    Kadına şiddeti kınayan bir iki yüzlünün;kızına,karısına ve yakınındaki kadınlara baskı ve şiddet kullanlmaktan çekinmediğine şahit oldukça,midem gerçek anlamda bulanıyor...
    Kadın dişi olarak değil de kişi olarak görülmediği sürece insanoğlu kemale eremeyecektir...
    Mutluluğa giden yol,dengeleri sağlamak ve
    Yetinmeyi bilmekten geçer...
    Bugün insan,ihtiyaçlar ve imkânlar arasında bir yerde sıkışmıştır...
    Düşlerdir aslında insanı var eden saklı gerçeklik.Olmak istediğimiz,yaşamak istediğimiz ama yaşayamadığımız, o kördüğüm duygular...
    İnsan düşünceden ibarettir aslında.Seni var eden de yok eden de mutlu kılan da mutsuz kılan da neticede düşüncelerindir...
    Sorunsuz insan ya ölmüştür ya da ölü bir ruha dönüşmüştür...
    Bu gezegen,açık deliler hapishanesinden başka bir şey değil...
    Sevgisiz insandan,en başta sevgi olmak üzere,hiçbir şey beklenmez...
    Duyguları konuşarak ve yazarak ifade etmek,bizi sağlıklı ve başarılı bir birey olmaya aday yapar...
    Kazanarak yeniden alabileceğimiz şeyler için ağlamamalıyız...
    İnsan zekâsı insanın bir şansı mıydı yoksa şanssızlığı mı?
    Herşeyin temelinde sen varsın.Sen varsan dünya var,sen yoksan dünya da yok...
    Çok az sayıda insan her şeye rağmen kendi olabiliyor...
    Çocukluk,dünyanın sihirli bir masal olduğunu düşündüğümüz büyülü bir çağdır...
    İnsan kendi maskesine önce kendi inanır...
    Hayat biter,öğrenme bitmez...
    Bu hayat yalnızların hayatı değildir.Bu hayat sevdiği ve sevdikleriyle yaşayanların hayatıdır...
    Pişmanlıklardan uzaklaşmak için,acelesi olan bir hamal gibi,kaybedişlerimi sırtlanmış bilinmez bir geleceğe hızla koşuyorum...
    Korku karanlıktır cesaret aydınlık...
    Sevmekten korkuyoruz çünkü işin temelinde kaybetmek korkusu var...
    Kısadır hayat,sayılıdır nefes.Kargaşaya ,kaosa,mecburiyetlere,mahkumiyetlere verilmeyecek,kimseye teslim edilmeyecek kadar onurludur,değerlidir...
    KİTAP HAKKINDA
    Kitap muhteşem bir insan analiz kitabı.Yaşadığı insanları en ince ayrıntısına kadar gözlemleyip "insan zarrafı" oldum diyebilecek kapasiteye sahip olan yazarımız, 70 ayrı başlık altında insan'ı konu almış.
    Masumiyet maskesi
    Dil maskesi
    Giz maskesi diye insanların taktıkları maskeler ile, aslında sadece kendilerini kandırdığını ve bu maskelerin diğer insanlar tarafından mutlaka fark edildiğini vurgulayarak karşılıyor bizi.Zaten yazım dili o kadar sade ve samimi ki,bir dost ile sohbet eder gibi hissediyor,verilen örneklere kendinizden de ekliyorsunuz.
    Kitap okumayı çok seven ve kitapların toplanıp yakıldığı dönemlere de tanıklık edip,ayrıldığı kitaplarının yasını hala tutan yazarımız,
    "_başka insanların beyninin içini ,bize anlatan yazarlar sayesinde öğrendim " cümlesiyle kitaplara olan sevdasını da vurgulamış oluyor.O kadar çok altı çizili sözcük var ki kitabımda,ancak yukarıda okuduklarınızı yazabildim.Fazlasını yazıp kitaba olan merakınızı yok etmek istemedim.
    Tek Kullanımlık
    Biri
    Seni kitaplara yazdım
    Bilmeden bilenler
    Demlenmek
    Biz,Cesaret,Emek
    Hayat yolcusu
    Başlıkları altında yazılanlar,en beğendiklerim ve hayranlıkla birkaç kez okuduklarım...
    Siz hiçbir mutluluğun elinizden kayıp gittiğine şahit olup da,çaresizce seyretmek ne demek bilir misiniz?
    Ya çaresizlik nedir,bilir misiniz?
    Peki siz çaresizliğin nasıl bir yalnızlık çeşidi olduğunu bilir misiniz?
    Peki ya siz anlatmak istediğinizi dahi anlatma fırsatı verilmeden terk edildiniz mi?Ve böyle terk edilmenin bin ölümden daha zor olduğunu bilir misiniz?Gidip bir boşluğa haykırarak söylemek istedikletinizi bağırdınız mı?
    Eğer öyleyse aşk nedir,nereden bileceksiniz.Yalnızlık nedir nereden bileceksiniz.Acı nedir,acı olgunluğu nedir nereden bileceksiniz.Ve eğer öyleyse ilişkinin,aşkın ve insanın kıymetini nereden bileceksiniz.Ancak bildiğinizi sanırsınız.Demlenmek için sanmak değil,hissederek yaşamak gerekir....
    İşte size kitaptan bir can alıcı alıntı daha...
    Elinize altı çizilecek kıymetli cümleler için bir kalem alarak geç kalmadan mutlaka kitabı okuyun derim.
    Kesinlikle pişman olmayacaksınız


    Tavsiye ederim

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • KİTAP TAVSİYEM
    ALINTILAR
    Yaşamak,ölümcül bir hastalıktır...
    Biz,hayatı kutsuz olan emekçilerin gününü kutlarız...
    Ne tuhaf,askerliğini yapmamışa kız vermeyiz de çocukluğunu yapmamışa soru sormayız...
    Hepimiz,ötekinin merakının nesnesi olmak ve bireyleşme refleksiyle burada olup,bunu inkâr etmekle mükellef zavallılarız...
    Değiştirebileceğin şeyler için hayıflan,diz döv.Değiştiremeyeceğin şeyler için zerre miskal acı çekme...(Epictetus)
    Gerçekten düşünebilmek,çetin iştir ve çırılçıplak,bir buzdağına tırmanmaya benzer.Ve orada yaşamaya...
    Çileyi bilmekle çekmek arasında fark vardır...
    Unutan,iyileşir...
    Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır...
    Bazı Ötekiler,başka Ötekiler'i ötekileştiriyordu sıkça.Onların yargılarını yumuşatmak zor oldu.
    Acı çekmeliyiz,çekmeliyiz ki mutsuzluğa fırsat kalmasın...
    İnsan,dirilere baş kaldırır,ölülerin peşinden gider.Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var...
    Kafka gibi,
    Benim de yalnızlığım insanlarla dolu...
    Hatta....Ötekiler'i orada görenler çok şaşırdı...
    El ele,aynı salise Ölüme de gitsek, yine yalnız ölüyoruz.Çünkü yan yanayız "Birlikte" değil...
    KİTAP HAKKIDA
    Bir Öteki olarak,adıma yazılmış bu kitapta, hunharca kurulmuş birçok cümleyi sahiplenip,verilen birkaç örnekte kendimi buldum.Bende diyorum ki;
    _Niçin bu devre ait degilim?
    _Niçin herkesi sevemiyorum?
    _Niçin geçmişle yaşıyorum?
    _Niçin bağdaşamıyorum,farklı görünüyorum,derdimi anlatamıyorum....
    Sonunda cevabımı buldum
    E Çünkü Ben ÖTEKİ'yim
    (Sizin de olduğunuz gibi)
    Peki o zaman berikiler kimler?
    Ne bu şimdi?
    Tellioğulları ve Seferoğulları gibi ikiye ayrılmak? Hadi onlar Yeşil Vadi'yi paylaşamıyor da ayrılıyor.Biz niçin ayrılıyoruz?
    Ötekiler de çıplak gelip,çıplak gidiyor
    Berikiler de...
    O halde
    Ötekiler'i Ötekiler yapan özellik ne?
    Ben cevabımı buldum,boynuma kolye diye taktım.Sıra sizde
    Sürü'den ayrılıp Öteki olma yolculuğu için
    Kitabı okuyun mutlaka...
    Kitap özetine çok karşıyım aslında.Çünkü özet bireysel bir yorum.Kitabın alıntılarını okumalı insan ve anlamalı ben bu kitabı okumalıyım yahut hiç bulaşmayım diye.Şimdi ben bulaştım ne oldu dersiniz? Yazarın
    Diğer kitaplarını deli gibi merak eder oldum ,daha ne olsun...?
    Özet olmaz ,hiçbir sayfayı kaçırmadan okumalısınız da,kısaca bahsetmeye çalışayım...
    Karanlık korkusunu karanlıkta değil,aydınlıkta yenersiniz sözünü duymamış olacak ki Adem(Âdem değil bakın Adem...yokluk anlamında) gözleri önünde iki kişi tarafından cinsel saldırıya uğrayıp,ölen kızın tek tanığı olarak,olay anında müdahale etmemiş,ve de sonrasında eşgal dahi vermemiş olmanın,annesini evde çikolata veren amca ile görmenin,hatta yaşamı boyunca birçok şeye susmuş olmanın enkazı altında kalmış,duygularıyla can çekişmiş,mutsuz bir evliliği ve sahip çıkamadığı iki kızı olan ancak kitaplar yazmış ve üniversitelerde seminerler veren tanınmış bir yaşam koçu...(pardon şeyi unuttum,kendi yaşamına koçluk edemeyen bir yaşam koçu...)
    Yine birgün,yoğun bir kalabalığa seminer verirken,aniden seyircilerin üzerine düşmesiyle Öteki oluveriyor...
    Meşakatli hastane zamanlarında,elleri tutmadığı için,ağzıyla imzalatılan kağıtlardan sonra hiç ziyaretçisi gelmiyor.Uzun bir zaman sonra hastaneden çıktığında ise tekerlekli sandalyeye mahkûm yaşamak zorunda kalıyor ve bunu kendine yediremeyip deniz kıyısına intihar etmeye gidiyor.İntihar etmeye giderken yanına kitap alan türünün son örneği Öteki Adem Bey,yine intihar etmeye gelmişken,şu adamın hayatını kurtarıvereyim diyen hayat kadını "Matmazel" ile böylelikle tanışıyor.Eee bozulan psikolojiyi psikolog düzeltir mantığı ile gidilen psikoloğun da,kendi psikolojisine çare bulamamış olması ile ortaya yaşadığına sevinen lâkin ölmediğine üzülen bir üçlü çıkıyor...
    Hayat hikâyeleri,yaşam tarzları,hayattan kopuşları,travmaları,acıları,tereddütleri,korku ve ümitleri farklı olan ötekiler üçlüsü,diğer ötekileri nasıl ayrıştırıyor,bunca farklılık arasında nasıl birlikte yaşayabiliyor ancak okuyunca anlayabilirsiniz...
    "Ben bir yazar degilim,ağıtlar yakan bir sancılıyım" diyen yazarımızın sancılarına ortak olmak,ilk okuduğum kitabında kalemine hayran kalmak yanında kitapta bahsedilen birkaç kitap ismini de not alarak zenginliğime zenginlik katarak,tertemiz Ötekileştim.
    Kitapta emeği geçen tüm Ötekiler'i tebrik ediyor,Yazarımızın arkadaşı Fatih Hüner'i de rahmet ve saygı ile anıyorum.
    Adem 13 rakamından niçin nefret ediyordu?
    Yaşanan zelzelede ölen Eftelya kimdi?
    ilim kavanozunu dıştan yalayan görgüsüz de kim?
    Hayatımı kaybetmeyeceğim,ölümü kazanacağım diyen kim?
    Ortak yanları,tutarsızlık olan Ötekiler kim?
    İslah evinde kimi ziyarete gittiler?
    Sahip olduklarımız yok olunca yok oluyorsak,biz zaten yokuz nu demek?
    İşte tüm bu soruların cevabı ve çok daha fazlası kitapta...
    Yorumumu kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum izninizle:
    "__Çoluk çocuğunuz elektrik ve kömürü bitmiş bir evde üşüyor.Önce ne istersiniz?Elektirik mi,kömür mü?Şüphesiz,aydınlanma ihtiyacı düşünceye,ısınma ihtiyacı inanca tekabül eder.İnanç ısıtır ama aydınlatmaz.Düşünce ise aydınlatır ama ısıtmaz" (Emre Timur)

    Tavsiye ederim
    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • 256 syf.
    ·Beğendi·10/10
  • KİTAP TAVSİYEM
    ALINTILAR
    Ben,senin benden uzak bir başka şehirde yaşamanı bile sevdim...
    Aşk...Nesin sen böyle,her zaman acı ve tatsız,tuzsuz musun?Yoksa bana mı kastın?Ah aşk! Seni hiç tatmasaydım keşke,keşke herşey zihnimin muhayyilesinden ibaret olsaydı...
    Neden hala onu görünce kalbim ayazda kalmış bir çalı serçesi gibi titriyor?
    Ben,seninle bir gün tekrar o mandalina bahçesinde olabilme ihtimalini sevdim...
    Acı versede aşk bana,seni unutmaktan vazgeçtim...
    Senden sonra,seni unuturum sandım.Çok denedim ama olmadı,unutamadım
    Aklımda ve kalbimde irademi,yargılarımı aşan,çok güçlü,anlam veremediğim ihtirasla birlikte;anlamsız,acı,tatsız,tuzsuz iltihaplanmış bir tutku var.Farkındayım ,bu iltihaplı tutku bana acı veriyor...
    Varlığını kabul edemediğin bir şeyi,inkar edemezsin...
    Seni gerçekten seviyorsa,senin yerine kimseyi bulamaz,kimseyi de koyamaz...
    Kalp farklı atmadı mı olmuyor.Mantık da bir yerde bitiyor,illa kalp...
    Nerde,neyin şans getireceğini bilemezsin...
    İnsanın sevdiği şeylerin zamanla sevdikleriyle değerlenmesi güzel olmalı...
    Bazen kaderimizden kaçmak isteriz ama anlarız ki kaderimizin yolunda sadece varyantlar içinde dönüp durmuşuz ve yine en sonunda kaderimize çıkar yolumuz...
    Acaba
    Sen mi erken geldin
    Yoksa
    Ben mi geç kaldım?
    Aşkta tutku ve ihtiras yoksa o aşka,aşk denmiyormuş...
    O kadar aşk acısı çektikten sonra mutlu sonda olsa,insan üzülüyor...
    KİTAP HAKKINDA
    "Bazen kaderimizden kaçmak isteriz ama anlarız ki,kaderimizin yolunda sadece varyantlar içinde dönüp durmuşuz ve yine en sonunda kaderimize çıkar yolumuz" diye tüyler ürperten cümlesi ile karşılıyor kitap bizi...

    Kadere inanıyoruz.Peki ya efsanelere?
    Bir mandalinin ne efsanesi olabilir ki?
    Bu efsane bu zamanda kime vurur ki? Demeyin sakın.Bir İzmir turunda,o efsanenin avucunda buluverirsiniz kendinizi.Tıpkı Demet ve Sefa gibi...
    İzmir'in en güzel ilçelerinden Selçuk'ta görev yapan iki yeni öğretmen Demet ve Aysun,Canan hocalarının,okula yeni atanan Hakan ve Sefa'yı masaya davet etmesiyle tanışıyor gençler.Bir süre sonra gönül ferman dinlemiyor ve Demet ile Sefa izmir'in Selçuk ilçesini gezelim tanıyalım derken,birbirlerini tanıyıp aşık oluyorlar.Sefa,o güne kadar hiç anne sözünden çıkmamış,annesiz hiçbir yere gitmemiş biri olarak,aşk ile birlikte özgürlüğü de tadıyor.
    Birlikte keşif gezisine çıktıkları birgün Artemis tapınağının yanindaki mandalina bahçelerine yürüyorlar.Minneola cinsi mandalin ağacının efsanesini dinleyip ürpererek oradan ayrılıyorlar.Bu efsane neydi dersiniz?
    Aşk dolu geçen güzel günlerin içerisinde ,gençler birbirlerine sevgilerinin yanında hediye de vermeye başlıyorlar.
    Sefa,Demet e çok beğendiği ve uğur getirdiğine inandığı kar taneli kolyeyi ve Cilvenaz isimli kediyi hediye ederken,Demet Sefa'ya güzel bir kravat ve kalem hediye ediyor.Kaderin kendileri için kullandığı kalemden habersiz....
    Birbirleriyle,kendi aralarında sözlenen çift,hayaller kurarken
    Sefa :
    __Birgün diyor,evlendiğimizde kız ya da erkek farketmez,ilk çocuğumuzun ismi "Deniz" olsun....
    Birlikte geçirdikleri ilk yılbaşı ertesi,
    Kırçiçeğim diye hitap ettiği sevgilisine Annemin hastalığından dolayı tayinimi istedim diye gideceğini söyleyen Sefa,kanser olan annesinin ölmeden evel mürvetini görmek için kendisini evlendireceğinden habersiz evine gidiyor.Ve o gün
    İnsanın evi,sevdiğinin kalbidir sözü vefat ediyor...
    Sefa,annesinin bulduğu o kızla evleniyor
    Demet ise Sefa'yı unutmak için mantık evliliği yapıyor.
    Nice sonra öğreniyor ki
    Kalpte sevda yoksa,mantık çabuk ölüyor...
    İşte böyle başlıyor hikâye.Yıllar sonra Aysun'un Demet'i ziyaret etmesiyle devam ediyor.Çocuğu olmayan Aysun,evlat sevgisini Demet'in oğlu Deniz ile bastırmaya çalışırken,aynı zamanlarda Sefa,kızı Deniz ile vakit geçiriyor uzaklarda...
    Demet'in oğlu Deniz
    Sefa'nın kızı Deniz
    Kibrit kutusuna,mandalin çekirdeğine sığdırdıklaarı aşkları ise Derya....
    Aysun Demet'i ziyarete gittiğinde,Cilvenaz'ı görüp ne diyor?
    Boynundan hiç çıkarmadığı kar kristali kolyesi kimin dikkatini çekiyor?
    Demet,nefret ettiği sigaraya nasıl başlıyor?
    Niçin sigarasını yakarken kibrit kullanıyor?
    Kendisini terk edip,başkasıyla evlenen Sefa'yı bir daha görebiliyor mu?
    Sefa niçin hep aynı kravatı takıyor?
    Kesik fotoğraftaki el,kimin omzunda duruyor?
    Annesi ölünce,Sefa ne yapıyor?
    Mandalin masalı başladığı gibi bitebiliyor mu?
    Tüm bunlar ve daha fazlası için,mutlaka kitabı okuyun

    Tavsiye ederim

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan

    #ismailalaca
    #mandalinmasalı
    #okudumbitti
    #kitapyorum
    #kitapsokağısakinleri
    #kitap #mandalin #roman
  • 240 syf.
    ·Beğendi·10/10
  • 260 syf.
    ·Beğendi·İnceledi·10/10
  • 260 syf.
    ·Beğendi·10/10
    KİTAP TAVSİYEM
    ALINTILAR
    Gerçekler ne kadar acı olursa olsun,bazen insan telafi edemeyeceği hatalar yapar.Telafi edilemeyecek en büyük hatalardan biri ölüm,biri de doğumdu.Aslında "olanla ölene çare yok"denirken bu kast edilmiyor muydu?
    Bazen insanlar,büyük umutlarla çıktıkları yolculuklarda,büyük mutluluklar hayal ederken hayatları boyunca bedelini ödeyecekleri hatalar yapıyorlardı.
    Mutsuz bir doğuma ,
    Sebepsiz ve zamansız bir ölüme...
    İnsanın,yaptıkları için duyduğu pişmanlık zamanla geçermiş ama yapmadıkları için duyduğu pişmanlık asla geçmezmiş...
    İnsan hatalarından pişman olmaz.Yapmaması gereken şeyleri yaptığında ya da yapması gerekenleri yapmadığında kaybettiklerinden dolayı pişman olur...
    Allah'a şükürler olsun ne ellerimizde ne de vicdanlarımızda silmeye azmettiğimiz kan lekeleri yok...
    Bir gün biz hep uyuyacağız.Hayatı uyumakla kaybetmek ziyan...
    Allah ,üzümü şarap yap kendini öldür diye mi yaratıyor?
    Üzümden şarap yapıp,vücuda ve akla ne çok zarar veriyor,aynı üzümden sirke yapıp vücuda o kadar yarar veriyor.Allah sana,herşeyi yapacak gücü ve kudreti bahşediyor...

    Ego tatmini her zaman,her kapıyı açan bir silah olmuştur...
    Bizde asker olmak için,birliğe teslim olmak gerekmez.Bizde her Türk asker doğar...
    Kuduz kurdu kuzularla bırakmaktansa,gözünün önünde olması daha iyidir...
    Bir insanın evi ya da arabası olmasına gerek yok,sevdiğin insan yanında olduktan sonra belki aylarca karaya basmadan yaşayabilirdi...
    Aslında hayatta herkes,olayların sonuçlarına göre değerlendirilecekti.Örneğin büyük Dünya lideri "Atatürk"
    Milli mücadele ile ülkeyi ülkeyi büyük bir çöküşten kurtaran dünyada sayılı liderlerden biri.Eğer mücadelesinde başarılı olmasaydı,tarih kitaplarında itibarsız bir isyancı,başarısız bir diktatör olarak karalanacaktı.Neyseki böyle olmamıştı...
    Hiçbir boksör düştüğünde kaybetmez,tekrar ayağa kalmadığında kaybeder...
    Ölmeye gerek yok.Ben bunu savaşarak da yapabilirim...
    Öyle bir ilk yaz ol ki,korkut yaprakları
    Öyle bir son yaz ol ki,tut yaprakları
    Sararıp dökülürken,güz rüzgarlarında
    Ardında savrulsunlar,unut yaprakları....
    Herkes kendi kaderini belirler...
    KİTAP HAKKINDA
    Doğduğumuzda,kulağımıza söylenen adımızın ne denli büyük bir kötülüğe veya iyiliğe verildiğini kim bilebilir ki???
    Hiç birimiz isimlerimizi seçemiyoruz.Oysa bazı isimler ,taşıdıkları anlamla bizi biz yapıyor ya da bizi bizden alıyor.Tabi o ismin hakkını verebiliyirsak
    Örneğin
    Azra...ya da Affan
    Belki de Pusat veya Akın...İsminizin anlamına birde öz Türkçe'den bakın derim....
    Kitap okuyup bitince kotuğunuzdan kalkıp yürümek geliyor içinizden çünkü resmen sinena filmi havası var.Öyle ki,çok yankı getirmiş,tavsiye edilmiş bir filme gidip,of ya ne çabuk bitti dedirten ve okuyucuyu hayretler içinde bırakıp perdeyi kapatan bir sinema filmi.
    Aşk,entirika,beklenmedik son,gizli işler,şifreler ne ararsanız var kitapta...
    İlk sayfasında bizleri naif bir girişle karşılayan yazar,kitaptaki kurgu ile de okuyucusunu etkilemeyi başarmış.
    Kısaca bahsetmek istiyorum :
    Azra ,ailesi yurt dışında olan bir üniversite öğrencisi.En yakın arkadaşı Nisa ile bir simidi ikiye bölecek kadar yakınlar.Azra'nın Sevgilisi Orkun ve Nisa'nın sevgilisi Mert de iki iyi arkadaş ve birlikte mükemmel bir dörtlü oluşturup,güzel vakit geçiriyorlar.Bir sabah erkenden Azra'yı yurt görevlisi ziyaretçin var deyip uyandırıyor ve Azra karşısında babasının yardımcısı ve şoförü olan Mehmet abiyi görünce şok oluyor.Aileme birşey mi oldu yoksa diye panik yaparken Mehmet abi babasını arıyor ve görüntülü konuşuyorlar.Bu arada eline anahtarını veren Mehmet abi'nin,meğer Azraya alınan hediye arabayı teslim etmek için geldiği anlaşılıyor...Okul döneminin bitmesiyle arabayla güzel bir tatil planı yapıp,sonra evlerine gitmeye karar veren dörtlü,arabada bir kişilik daha yer var.Parasıyla misafir bir yolcu alırız,benzin paramızı çıkartırız diye düşünen Nisa'nın bulduğu gizemli yolcu ile buluşmak için yola çıkarlar.
    Sadece isminin "Affan" olduğunu bildikleri ,Kız mı?erkek mi? Öğrenci mi?işçi mi? Hiçbir bilgileri olmayan gizemli yolcu,buluşma yerine geldiğinde hepsi şaşkınlığa boğulurlar.Çünkü gizemli yolcu,mankenkere taş çıkartacak güzellikte bir afet_i devrandır.Hepsini büyüler.Neyse aralarında konuşup yol düzergahını belirledikten sonra yola çıkarlar....
    Eskilerin deyimi ile
    Binerler elamete
    Giderler kıyamete....
    Eğlence ile geçen yolculukta gizemli yolcu gözünü ayırmadığı çantası ile de dikkat çeker.Oysa daha dikkat çekici olan durum telefon konuşmasında
    Beş gün yoldayım,planda değişiklik olursa bana haber verin cümlesidir lâkin lehçesini kimse bilmediği için anlayan olmaz.Affan yolda gençlere kendisini,üniversite öğrencisi olduğunu,asıl isminin Zohra olduğunu,Fas ta yaşadığını lâkin üniversite den kendisine Türkiye nin yerel halkını araştırıp kültürünü inceleme ödevi verildiği için ülkemizde bulunduğunu ve çantasının da kitaplardan dolayı ağır olduğunu anlatır.
    Hiç birisi Affan isminin : kötülüklerden uzaklaşan temiz kahraman anlamına geldiğini ve yıllar evel bir terör saldırısında patlayan bomba ile ailesini kaybettiğini,tatlı almak için girdiği sıradan kardeşine sen annemlerin yanına git,burda durma diye gönderdikten birkaç saniye sonra kardeşinin de o patlamada parçalanarak öldüğünü,hayatta kimsesi kalmadığı için onu sahiplenen örgüte çalıştığını ,hayattaki tek sevgilisinin bavulundaki silahı olduğunu bilmiyordur....
    Azra,birkaç zamandır gördüğü kâbus nedeniyle rahat uyuyamaz.belli aralıklarla gördüğü kâbus'ta arabası patlar,arkadaşları parçalanıp ölür,kendisi kanlar içinde kalır.Tüm vücudu yanar,organları eksiktir...Bu korkunç kabuslardan onu uyandıran yine arkadaşı Nisa'dır.
    Bu kabuslar süredursun,Azraba dediği arabasını yolda ilk beyendikleri otele çeker ve birer oda kiralayıp kalmaya karar verirler.Otel sahibi Duduş,onları sıcak karşılar ve sanki yıllardır arkadaşlarıymış gibi kaynaşırlar.Duduşun zihinsel engelli kardeşi Faruk ve babası ile yaşadığı otelin yakınlarında at çiftliği de vardır ve birde at kiralayıp binmek isterler.güzel bir günün ardından atı çiftliğe götürürken düşen Duduş hastaneye kaldırılır.Bu boşlukta, Affan ,çantasını karıştırıp sevgilisini(silahını)kendisine vermeyen Farukla uğraşmaktadır.Çocuk cantaki tüm cephaneliği boşaltmış oyun oynuyordur. Bir türlü silahını alamayan Affan Faruğu telle boğarak öldürür.Hastanede işleri bitip taburcu olan Duduş ve babası Hakkı amca olaylardan habersiz otele dönerler.Gece boyu Faruğun cesediyle yatan Affan,sabah yakalanmamak adına hesabı ödediğini söyleyip sıcağa kalmadan yola çıkalım der.Silahını şoför koltuğunun altında unutması da onu oldukça gerer.
    Onlar yola çıkarlar çıkmasına da,Duduş,babası ve kardeşi Faruk sahildeki teknede öldürülüp üst üste bırakılmış bir şekilde bulunur.Bu durumun polise haber verilmesiyle beşi de aranmaya başlar.
    Şimdi bana kızıyorsunuz değil mi?kitabı anlattın biz nasıl okucaz heyecanı kalmadı diye...lâkin sıkı durun kitap,asıl bundan sonra başlıyor........
    Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan,Jandarma Bölge Müdürlüğü'ne gönderilen ve üzerinde
    "ÇOK GİZLİ" yazan zarfta ne yazıyordu dersiniz?
    İstanbul'da gerçekleşecek olan Nato Zirvesi'ne yönelik bir terör saldırısının planlandığı ve saldırıyı gerçekleştirecek olsn militanın Türkiye'ye giriş yaptığı bilgisini kim verdi?
    Sizce bu militan
    Bizim beşli den biri mi?
    Tem otoyolundaki aramalar sonucunda militan yakalanabilecek mi?
    Dinimizi,değerler arkasına sığınarak onlarca insanı katleden ve kendilerini kahraman ilsn eden mesnetsizlerin,nasıl bir gafletle kendi vicdanlarını öldürmeye çalıştıklarını bulamayan Yarbay, aranan militanı bulabilecek mi?
    Affan adını duyan hangi kadın memurlara bilgi verecek?
    Örgüt başkanı kim?
    örgütün şifresi parola ise Azra ve Orkun niçin sürekli habibi diye hitap ediyor Affan'a?
    Tesadüf mü,tesadüf ötesi mi?
    Ortalıkta cemaat söylentileri konuşulurken, darbeden bahsedilirken , kimler niçin aptalı oynuyordu?
    Yarbay ,hangi sebepten suçlanıyordu?
    Ne soruşturmasında komutanlardan evrak ele geçirildi?
    Devletin yolladığı evrak nasıl suç unsuru teşkil eder?
    Görevden alınanlar,göreve getirilenler ...neler oluyor?
    Örgütten yüklü para alıp,Fransaya yerleşecek olan kim?
    Gidilecek tek yolun,kalanları oldurmekten geçtiğini söyleyen kim?(inanamayacaksınız)
    Kimin arabası patladı,yoksa kâbuslar gerçek mi oldu?
    Gerçekler mi kâbustu?
    Tüm bunların cevabı ve daha da fazlası için "Yabancı Dostlar"kitabını mutlaka okumalısınız
    Tavsiye ederim

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan

    #yabancıdostlar
    #Boraterzibaşoğlu
    #potinkitap
    #okudumbitti
    #vuslatteki
    #kitapsokağısakinlerigrubu
5 okur puanı
09 Ara 2019 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 5 kitap

  • Dört Yapraklı Yonca
  • Yunus Emre ve Mukaddes Görevi
  • Ötekiler
  • Mandalin Masalı
  • Yabancı Dostlar

Türlerine göre okudukları

Kütüphanesindekiler 1 kitap

  • Yabancı Dostlar

Beğendiği kitaplar 5 kitap

  • Dört Yapraklı Yonca
  • Yunus Emre ve Mukaddes Görevi
  • Ötekiler
  • Mandalin Masalı
  • Yabancı Dostlar