Kitap okuma hayatına yeni başlamış ve kürk mantolu Madonna'yı yeni bitirip bu kitaba başlamış birisi için bu kitap "herkes çocuk kitabı yazmamalı" cümlesi ile özetlenebilir.
Hayır, tam tersi; herkes mutlaka bir çocuk kitabı yazmalı. Edebi deneyim ve birikimini çocuklar için aktarabilmeli. Anlatmalı birileri onlara büyüklerin pisliklerini!
Kitaba gelecek olursam; bir çırpıda okunan keyifli bir dille kaleme alınmış hem çocuk hem yetişkinler için hazırlanmış bir hikaye.
Hikaye aslında bir toplumda herşey kendi düzeninde devam ederken bu düzene çomak sokan, onu yönetmek ve ondan çıkar elde etmek isteyen karanlık güçlerin adaya gelişi ile başlıyor. Görüyoruz ki yetişkinler çocuklardan daha kör. Gözlerinin önünde olup biteni görmemek için ısrarcı ve hep aynı kişiye oy verip her seferinde farklı sonuçlar bekleyecek kadar yarım akıllı.
Aklı hür vicdanı hür çocuklar yetiştirebilmek için her yazar mutlaka bir tane çocuk kitabı yazmalı. Yazmalı ki çocuklar yetişkinler gibi kör olmadan, görmeli dünyanın gerçeklerini. İnsanın bitmek tükenmek bilmeyen hırsını.
Okuyun, okutturun.
Bu dünyada kötülük daha planlı, iyiliğin içindeki saflık, planlı olmamasına neden oluyor, onu güçsüz yapıyor. Bu yüzden dünyanın her yerinde kötülük saflığı yeniyor.
Şermin Yaşar'ın su gibi akan edebi dili ile Kurtuluş mücadelesi ortasında bir çocuğun yaşadığı olayları İlber hocanın mesajları ile kronolojik olarak sıralandığı destansı zaferin harika bir özeti olmuş.
İlköğretim çağındaki tüm çocuklarımıza okutulacak, tavsiye edilecek ve bunda ısrar edilecek harika bir iş ortaya çıkarılmış. Emeği geçen herkese teşekkürler