Yirmi yaşında olmadığımız hâlde bizler de mutlu olduğumuz anları gözden geçirsek, bütün kâinatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız? "Hiç!"
..., birbirlerinden önce amaçlarına ulaşmak hırsıyla birbirlerini çiğneyerek menfaat dünyasında başarıya hücum eden insan akıntılarına girmiş, insan ihtiraslarının sığındığı karanlık köşelere kadar sokulmuştu.
Nazım Hikmet Ran 'ın şiirlerini genel olarak çok seven bir insanım. Bu kitapta da 1960-1963 arasında, ölümünden önce yazmış olduğu son şiirleri mevcut. Nazım Hikmet Ran'ın toplumsal olarak yazdığı şiirlerinin zaten pek çoğu güzel. Okuduğumuz zaman hâlâ dünyanın aynı düzende işliyor olması da içimizde bir yeri sızım sızım sızlatıyor.
Bu şiirlerinde son karısı, onun tabiriyle "saçları saman sarısı, kirpikleri mavi" olan Vera'ya yazmış olduğu şiirler, cümleler var. Fakat hiçbiri Piraye'ye yazmış oldukları gibi hissettirmedi. Hiçbiri onlar kadar güzel ve samimi gelmedi bana.
Çocuklar zayıf noktası Nazım'ın. Tıpkı hepimizin zayıf noktaları olması gerektiği gibi. Çocuklarla ilgili yazmış olduğu şiirlerin her biri tüylerimi diken diken etti. "Hoş geldin bebek" diye başlayan şiirinde de gerçekten hoş mu geliyor bebekler diye düşünmeden edemiyor insan.
Pek çok şiir gerçekleri haykırıyordu yüzümüze. Ve tabii en büyük gerçeklerden biri olan ölümü. Nazım'ın son şiirlerinde elbette ölümle ilgili yazmış olduğu şiirleri de mevcut. Ölümden korkuyor, sürekli ölümü düşünüyor, ölümü düşünmekten sıyrılıp bir şeyler yapabildiğinde bunu heyecanla kaleme alıyor. Geziyor, gezdiği yerleri anlatıyor. Yine aynı toplumsallıkla ve aynı evrensellikle.
Bu arada bu kitapta toplanan, son zamanlarında yazmış olduğu şiirlerinde siyaset çok daha fazlaydı. Özellikle Adnan Menderes'e ve vb.kişilere pek çok ağır şeyler söylediği şiirleri mevcuttu.
Samimi bir şair. Belki de bu yüzden kendisini seviyorum. Otobiyografi'sinde mesela diyor ki:
"Başkasının hesabına utandım yalan söyledim
Yalan söyledim başkasını üzmemek için
Ama durup dururken de yalan söyledim"
Söyleyecekleri hep dilinde. Piraye'yi Münevver ile aldatmasında kendisine o kadar büyük bir öfke duymuştum ki... Ama yine bunu, samimi bir şekilde yazmıştı