Sabaha kadar kontrolsüz bir öfke hakim gelirdi dalgalara, sabah da tepedeki bulutlar hafifçe, ancak küçücük bir gün ışığının geçebileceği kadar aralanırdı. Bir gelin kurban etme vaktinin geldiğine delaletti bu.
"Deniz Tanrı'sını bu kadar kızdıran ne?"diye sormuştum karanlık sulara bakmak için duran büyükanneme. "Biz miyiz?"
Bunu duyunca kahverengi gözlerinde yoğun bir duyguyla bana dönmüştü. "Deniz Tanrısı kızgın değil, Mina. O, kayıp. Yeterince cesur birinin onu bu dünyanın çok ötesindeki sarayında bulmasını bekliyor."