Aysima

10/10
·256 syf.··
2026 7. kitabı
·
111 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 22:58
Yazarın önsözde belirttiği gibi bu kitap, Osmanlı minyatür sanatı denince akla gelen tüm soruların cevaplarıyla dolu. Eser; suret yasağı, kompozisyon ve renklerin anlamı gibi konularda oldukça açıklayıcı bir kaynak olmuş. Verdiğiniz temel bilgiler için öncelikle teşekkür ederim. Kitabın geri kalanında sunulan bilgiler o kadar kıymetliydi ki bakış açımı tamamen değiştirdi. Bu kitabı okuduktan sonra, eserlerde görünenden çok daha fazlası olduğunu daha net bir şekilde fark ettim. Artık bu eserlerin bir sebeple yapıldığını biliyor; her birinin ne anlattığını ve derin anlamlarını düşünüyorum.
Sanatla Yazılan TarihRana Demiriz · Timaş Yayınları · 202561 okunma
Reklam
8/10
·112 syf.··
2026 5. kitabı
Sadullah Gülten’in bu çalışması, ilk kitabında olduğu gibi sürükleyici bir anlatıma sahip. Eserdeki otobiyografik detaylar ve tasavvufi şahsiyetler arasındaki bağların mekansal (il bazlı) bir şekilde ele alınması, tarihsel bilgilerin zihnimde yerli yerine oturmasını sağladı. Yer adlarının etimolojik kökenlerine dair sunduğu bilgiler, yerel tarih farkındalığımı artırdı
Kırklar MeydanıSadullah Gülten · Timaş Yayınları · 202639 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 00:00
Saf emek, gerçekliğini tüm hücrelerime kadar hissettim. Ve Refet gibi gücümü hep kazanmam gerektiğini fark ettim. Sondaki o cahilsin lafı beni bile o kadar mesut etti ki. Şimdi bile bir kadının yaşadığı sorunlara nasıl cevap verilmesi gerektiğini öğretti. Fatma Aliye'nin kitapta gölgede kalmış ilim sahibi kadınlardan bahsetmesi diğer okuduğum kitaplarda bahsedilmediğinden varklıklarından bu kadar haberdar değildim. Bu kitap sayesinde oldum. Her zaman gölgede kalan "kültür" adı altında kadınlara dayatılan durumlar ve okuyan kadının farklılığı işte bu kitapta çok güzel anlatılıyor. Odalık terimi bir önceki kitaplarda da kullanılmıştı fakat tam yerine koyamıyordum. Fatma Aliye tam anlamıyla ne anlama geldiğini açıklamış. Yerli yerine oturttu. Asıl güzelliğin tende değil canda olduğunu verdiği örneklerle de çok güzel somutlamış.
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
9/10
·264 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 00:00
Akıcılığı konusunda beni şaşırtan bir kitap oldu. Ahmet Cemilin hayalleri ve yaşadıkları sonrasında her şeyi kaybettikten sonra annesinin varlığını hatırlaması... Çok sinirlendiğim olaylar oldu fakat yazarın kitapta fark ettirmek istediği konuyu hep aklıma getirip öyle sakinledim. Toplumsal yapı yönünden beni en etkileyen kardeşi evlendikten sonra yaşanan durumlardı ve her şey sadece bir tokatla bitmemesi gerekiyordu. Bir tokat. Giden hayat, hayaller, memleket... bunları yerine getirmeyecek. Kitabı okurken Ahmet Cemilin sanki bir hayata tutunma listesi var gibi geldi. Birer birer hepsi gittikçe mai hayal geceleri artık siyaha döndü ve ezildi. Hüseyin Nazmi ile olan ilişkileri ise bana hep kast sistemi hissiyatı verdi. Hüseyin Nazmi bencil, kendi mutluluğunu düşünen, zengin çocuğu. Ahmet Cemil ise gururlu. Raci ve Ahmet Cemil dinamiği ise tam bir zıtlık durumuydu. En sonunda Ahmet Cemil de siyaha bürününce Raciye gelen mutluluk... Birbirlerinin zıttı oldukları için Ahmet Cemilin de annesi ile sağlıklı bir şekilde yaşayacağı mesajı geliyor.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202134,7bin okunma
10/10
·108 syf.··
2025 14. kitabı
Dönemin saçma ama gerçekten olan adetlerini en iyi yansıtan kitap olduğunu düşünüyorum. Adet adı altında kadınları kafese sokma düşüncesi ve erkeklerin zihniyetini değiştirme girişiminde dahi bulunmamaları beni bugünde bile hâlâ çok sinirlendiriyor. Değişmesi gereken erkeklerin zihinleridir. Kadınları kafese koymak hiçbir şekilde çözüm değildir. Kadın diye ayrıştırılan kişiler de insandır. Zihinlerin nasıl düşünüyor gerçekten anlam veremiyorum. Bir de Osmanlı döneminde o kadar farklı çeşitli kültürle birlikte yoğrulmuş bir kültür olması gerekirken nasıl oluyorsa Türklerin (?) yaşadığı adetler resmen insanı insan dışı bir muameleye maruz bırakmaktadır. Benim okuduklarımdan anladığım budur. Özellikle bu kitabı lisede okumuş birisi olarak bu kitabın çocukların lisede okutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu kitapta adet adı altında işte kadınları kafese koymak, şu yaşa geldin artık eve kapanacaksın ferace giyeceksin gibi söylemler daha zihin de sorgulama yapamayan kişiler için doğru olarak kabul edilebilir bir bilgi oluyor. Ve Türkiye’deki koşullarda genç neslin sorgulama yapmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu kitabın okunmaması taraftarıyım.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538bin okunma
Reklam