Umutsuzluğun En Güzel Şekli;
Bazı aşklar, ne olursa olsun geleceğe dair bir umut barındırır. Ama bazılarımız, o geminin asla yanaşmayacağını bile bile fırtınalı bir denizde beklemeyi seçeriz. Tıpkı ruhunu bir kez denize kaptıranın, o sonsuzluğa takılı kalması gibi... Bizim hikayemiz de tam olarak böyle bir teslimiyetin hikayesi.
Yaramızın Kabuk Bağlamayışına Duyduğumuz Minnet
İnsan, acıdan yorulur mu? Yorulur. Ama öyle bir an geliyor ki, o yorgunluk bile sevdiğine ait olduğu için değerli oluyor. "Kaybetmekten yoruldum" demek kolaydır, oysa asıl zor olan, kaybedeceğini bilerek sevmekten vazgeçmemektir.
Elimizde olmayan bir gerçeğe tutunuyoruz: Seni sevmek, yanlış olduğunu bilsem de vazgeçemediğim bir tren yolculuğu. O trenin raydan çıkıp sonsuzluğa yuvarlanışını bile, sensizliğin düz ve güvenli yoluna tercih ettim. Çünkü bazı yaralar, iyileşmesin diye var gücümüzle kazıdığımız yegâne hatıramızdır.
Gölgelerle Dans Ederek Yaşamak;
Senin varlığından bir haber olan bu kalp, hayalinle yaşamaya alışkın. Çünkü gölgemizi bile kabullenemediğimiz o kavgada, sen benim düşmekten korktuğum sığınağım oldun.
Senin limanında demirlemiş bir gemiyiz biz. Fırtınaların dinmemesi için dua eden yelkenli. Çünkü biliyorum; asıl fırtına dinmezse, o sığınaklarda bekleyişimizin bile bir anlamı kalır.
Ve ben, ne kadar umutsuz olsam da, ne kadar inanmasam da geleceğine, aslında yalan olduğunu bilsem de, seni bekliyorum. Neden mi? Çünkü sen, gönlüme bir kere yaradan... Ve o yaranın izi, benim en güzel yolculuğumun başladığı yer.
Bir Sonuç Notu..
Biz, bu umutsuzluğun içinde bile bir güzellik bulduk. Eğer bir gün geleceğine dair inancımı soracak olursan; hala seni bekliyorum. Çünkü pişmanlık duymuyorum. Tek bir şey hepsine bedel: Seni sevmek. ⚓