S.

S.
@Geceye_yazilan
Bıraktım, sana değil zamanın o hınzır kırık çarkına. O şarkılar benim kuytu denizimden çıkardığım yitik incilerdi. Çok pişmanım bu ağır kadife bir örtü gibi çöküyor omuzlarıma. Onlar ki ruhumun en ıssız ikliminde açan kır çiçeğiydi. Sen onları bir meyhane masasının isli unutulmuş şarkısı gibi tükettin. Her bir dizesi şimdi karanlık bir dehlizin yankısı. Ben o seslerin yorgun yankısını dinledikçe sözcüklerin intiharıyla yazılmış bir kitap oluyorum. İrfan denilen o uçsuz bucaksız şey bazen sadece harcanmış güzelliğin adıdır. 𝘚𝘦𝘮𝘢..
Reklam
Şimdi, içimdeki bu küçük ölü evinde sadece eski bir radyo çalıyor. Dinlediğim, hiçbir yere yetişememe telaşıymış meğer. 𝘚𝘦𝘮𝘢..
Uykunun Kıskacında
Bazıları bilginin yükünden kaçmak için yastığına sarılır. Gorki'nin dediği gibi, "Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun." Cahilliğin huzurlu bir zırh olduğunu düşünürler. Ama gece her zaman bu kadar cömert değildir. Bazen yorgan seni sarmaz, bir kelepçe olur. İşte o an, Sartre'ın soğuk gerçeği yüzüne çarpar "Uyursan gece biter, uyuyamazsan sen." Gecenin bitmesini beklerken, aslında kendinle, varoluşunla yüzleşirsin. Sonra, o kaçınılmaz derinlik... Freud'un dehlizlerinde yankılanan söz "Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamak ise yakalanmak." Uyumak, dünyanın zorlu sahnesinden bir süreliğine çekilmektir. Uykusuzluk ise, beynin en ücra köşesindeki o saklı dertlerin, o bastırılmış düşüncelerin seni kıskıvrak yakalamasıdır. Kaçmaya çalıştığın ne varsa, uykunu çalarak intikam alır. Hepimiz o ince çizgideyiz; ya bilerek kaçıyoruz, ya da çaresizce yakalanıyoruz. Bu metin, gönderdiğiniz görseldeki alıntıların temasını yakalayıp, benim kalemimden çıkmış gibi derinlik katmaya çalıştığım bir yorumdur.
Mükemmel Dengenin Yanılsaması
En hassas denge, aslında en kırılgan olandır Birine duyulan kusursuz sevgi ve güven. Siz o dengeyi sonsuz sanırsınız; bir milim bile kımıldamayacak. Oysa hayat, bize bu yanılsamayı bir anlık idrakla yıkar. Güvendiğiniz kişinin size ihanet edebileceği gerçeği... Bu bilgi, ne kadar acı olsa da, tıpkı bir kader çizgisi gibi kaçınılmazdır. Hayatın fısıltısı: Seni yolda bırakanlara karşı, bir daha kimseyi yolda bırakmayacak o en güçlü kişiye dönüşmelisin. O anlık sessizlik, eski "siz"in yok olduğu andır. Ama üzülmeyin. Her kopuş, daha gerçek bir bağın, yani kendinize olan güveninizin başlangıcıdır. Sizce en büyük ders, en büyük kırılmanın arkasında gizli değil midir?
Bedeninle bozuştuğun o anlar... O sessizliğin ortasında, yabancı kokular ve bastırılmış ritimler. Her şeyden, herkesten o kadar uzaktasın ki, kolların bile fazlasıyla savruluyor. Ayda yürüyen bir hayalet gibi, dünyanın gerçekliğinden kopuk ve hafif. (Kitap ismi "Kinyas ve Kayra" - Hakan Günday açıklamada ki yazı bana aittir.)