Bazıları bilginin yükünden kaçmak için yastığına sarılır. Gorki'nin dediği gibi, "Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun." Cahilliğin huzurlu bir zırh olduğunu düşünürler.
Ama gece her zaman bu kadar cömert değildir. Bazen yorgan seni sarmaz, bir kelepçe olur. İşte o an, Sartre'ın soğuk gerçeği yüzüne çarpar "Uyursan gece biter, uyuyamazsan sen." Gecenin bitmesini beklerken, aslında kendinle, varoluşunla yüzleşirsin.
Sonra, o kaçınılmaz derinlik... Freud'un dehlizlerinde yankılanan söz "Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamak ise yakalanmak." Uyumak, dünyanın zorlu sahnesinden bir süreliğine çekilmektir. Uykusuzluk ise, beynin en ücra köşesindeki o saklı dertlerin, o bastırılmış düşüncelerin seni kıskıvrak yakalamasıdır. Kaçmaya çalıştığın ne varsa, uykunu çalarak intikam alır.
Hepimiz o ince çizgideyiz; ya bilerek kaçıyoruz, ya da çaresizce yakalanıyoruz.
Bu metin, gönderdiğiniz görseldeki alıntıların temasını yakalayıp, benim kalemimden çıkmış gibi derinlik katmaya çalıştığım bir yorumdur.