S.

S.
@Geceye_yazilan
Bulanık Bir Mavi: Gözlerimde Saklı Kalan Kırık Işıklar Gözler, ruhun dehlizidir derler. Benimkiler, bu loş karede gördüğünüz gibi, ne tamamen aydınlık ne de zifiri karanlık. Sınırda asılı kalmış, yeşilin umuduyla pembemsi bir hüznün arasında sıkışıp kalmış bir an. Bu yoğun, dumanlı mavi far, bir isyanın ya da derin bir kabullenişin son bakışı gibi. Her an dökülmeye hazır, küçük, parlak bir damlacık; ardında biriken tüm o yaşanmışlıkların, o sessiz kırgınlıkların ağırlığını taşıyor. Hayat... O, bazen böylesine grenli ve bulanık görünür. Bize vaat edilen keskin hatlar, yerini yavaşça dağılan renklere bırakır. Tıpkı bu fotoğraftaki gibi: Ne olduğunu tam olarak göremediğimiz, ama ne hissettirdiğini çok iyi bildiğimiz anlar. Kırgınlık, büyük bir gürültüyle gelmez çoğu zaman. O, yavaşça içimize sızan, renklerin tonunu değiştiren bir sis gibidir. Bizi daha solgun, daha içe dönük yapar. Ama aynı zamanda, derin yapar. Bu bakış, hayatın bize sunduğu tüm o keskin darbelere rağmen, var olmaya devam etmenin yorgun ama vakur duruşudur. Mavi, artık sadece bir renk değil; o, gökyüzü kadar büyük bir hayal kırıklığının ve deniz dipleri kadar derin bir sessizliğin rengidir. Ve bilirsiniz, en güzel sanat eserleri, en kırılgan malzemelerden yapılır. Hayat da öyle en derin anlamı, en büyük kırıkların ardından gelen o bulanık, ama bir o kadar da gerçek anlarda gizlidir. Siz de ara sıra kendi kırık ışıklarınızı bulanık bir mavinin ardına saklıyor musunuz?
Reklam
Sadece bir gölgeyim artık ne gideni durduracak gücüm, ne de kalana yalan söyleyecek hevesim var. Görünüşümün baharında, ruhumun zemherisini yaşıyorum. Doktor reçeteye umut yazamaz, çünkü benliğimi çökerten şey bir hastalık değil, fark edilmeyen bir tükeniş. Nefes almak, evet. Ama o da sadece, 'hayatta' görünme zorunluluğunun kasvetli bir rutini. Sesim çığlık olsa duyulmaz, sükûtum ise kimsenin çözemediği bir veda mektubu. Boş ver... Zaten bu 'yaşamak' denilen illüzyonun perdesi, çoktan yırtıldı benim için. 𝘚𝘦𝘮𝘢..
Bazı Sessizlikler Bazen hiçbir şey söylememek, her şeyi anlatmak gibidir. Sessizlik… öyle bir yer ki, içinde yüzlerce çığlık, binlerce kırgınlık barındırır. Konuşmazsın çünkü anlamayacaklar. Konuşmazsın çünkü tekrar kırılmaktan korkarsın. O yüzden susarsın. Ve herkes o sessizliği kendince yorumlar. Kimi küskün sanır, kimi umursamaz. Ama sen bilirsin… Sessizlik, bazen yalnızca kendini koruma biçimidir.
Ben hep sustum… Sesim duyulsun diye değil, kırılmasınlar diye sustum. En çok sevdiklerim acıttı canımı, yine de gitmedim. Yanlarında olmayı seçtim, onlar beni yok saysa da… Gözlerimi kaçırdım, ağladığımı görmesinler diye. Geceleri hep içimde sustum, çünkü gündüz gülmem gerekiyordu. Bir kere olsun ‘seni anlıyorum’ desinler istedim. Olmadı. Ben hep eksik kalan taraf oldum, Ama yine de tam kalmak için çabaladım. Beni görmediler… ama ben hep oradaydım. Kırık kalbimle, eksik gülüşümle, yorgun dualarımla...
Artık yaşamak istemiyorum, Olric. Çünkü bu hayat benim değil... Sadece onların istediği gibi şekillenmiş bir rol. Ve ben kendimi oynarken bile başkasına benziyorum. 🌑🕯️