Bulanık Bir Mavi: Gözlerimde Saklı Kalan Kırık Işıklar
Gözler, ruhun dehlizidir derler. Benimkiler, bu loş karede gördüğünüz gibi, ne tamamen aydınlık ne de zifiri karanlık. Sınırda asılı kalmış, yeşilin umuduyla pembemsi bir hüznün arasında sıkışıp kalmış bir an.
Bu yoğun, dumanlı mavi far, bir isyanın ya da derin bir kabullenişin son bakışı gibi. Her an dökülmeye hazır, küçük, parlak bir damlacık; ardında biriken tüm o yaşanmışlıkların, o sessiz kırgınlıkların ağırlığını taşıyor.
Hayat... O, bazen böylesine grenli ve bulanık görünür. Bize vaat edilen keskin hatlar, yerini yavaşça dağılan renklere bırakır. Tıpkı bu fotoğraftaki gibi: Ne olduğunu tam olarak göremediğimiz, ama ne hissettirdiğini çok iyi bildiğimiz anlar.
Kırgınlık, büyük bir gürültüyle gelmez çoğu zaman. O, yavaşça içimize sızan, renklerin tonunu değiştiren bir sis gibidir. Bizi daha solgun, daha içe dönük yapar. Ama aynı zamanda, derin yapar.
Bu bakış, hayatın bize sunduğu tüm o keskin darbelere rağmen, var olmaya devam etmenin yorgun ama vakur duruşudur. Mavi, artık sadece bir renk değil; o, gökyüzü kadar büyük bir hayal kırıklığının ve deniz dipleri kadar derin bir sessizliğin rengidir.
Ve bilirsiniz, en güzel sanat eserleri, en kırılgan malzemelerden yapılır. Hayat da öyle en derin anlamı, en büyük kırıkların ardından gelen o bulanık, ama bir o kadar da gerçek anlarda gizlidir.
Siz de ara sıra kendi kırık ışıklarınızı bulanık bir mavinin ardına saklıyor musunuz?