Bu adam kitapların uçlarına
Çizilmiş itilmiş resim
Korkmadan yaşar tebessüm gösterir
Ağır başıyla nöbet alır
Dağdan kaçar şehri çevirir
Ve bırakır gönlünü bir tazı sıçramasına
“Sizi anlıyorum. Siz inanmadan önce düşünmek, anlamak istiyorsunuz. Bunu yaptığınız için de inanamıyorsunuz. Ama böyle mutsuzluktan kurtulamazsınız ki... Önce kendinizi duygularınıza bırakın! Önce inanın, heyecanlanın. Sonra aklınızı kullanırsınız... Böyle durup derinlemesine düşünmek... Bu insanı işte mutsuz yapar."
"Evet, mutsuz olmaya hakkın yok. Mutsuzluk şiirle oyalanan o çocukların işi, şairlerin işi, şu balıkçıların, şoförlerin işi. Biz mutsuzluğumuzun tadını çıkarıyoruz."
“Bu, işte bu!” diye düşündü Cevdet Bey. “Her şey bunun içindi: Bu güven verici sıcaklık, homurdanan soba, kulağı okşayan sesler, saat gibi işleyen bir ev.”